Engelsiz Yaşam için Engelsiz Eğitim


 

İçimizi parçalayan görüntülerden birisidir engelli çocuklar. Bazısı hiç koşamamıştır koşması gereken çağlarda. Bazısı ise ömür boyu emeklemek zorundadır.

 

Untitledv-940x429.jpg

 

Ülkemizde dışarı çıktığımızda sık sık karşılaşırız engelli çocuklarımızla. Parklarda,alışveriş merkezlerinde, lokantalarda… Ama sadece bir yerde göremezdik engelli çocukları. Neresi mi? Okullarımız… Yıllarca özürlü bireylerimizi toplumdan soyutlayarak izole edilmiş ortamlara mahkum ettik. Oralarda eğitim almaya ve yaşamaya zorladık. Hiçbir artı getirisi olmayan bu düşünce tarzı son zamanlarda yerini özürlülerin de toplumda kendini göstermesi, toplumsallaşması düşüncesine bıraktı. Bununla birlikte okullarımızda “Kaynaştırma Eğitimi’’ adı altında bir eğitim başlatıldı.

 

Küçük Yaşlar,Büyük Yürekler

 

Özellikle okul öncesi dönemde yapılan bu eğitim, engelli çocuğun daha sonraki yıllarda topluma uyumunu kolaylaştırması ve temel becerileri kazanmasında çok büyük rol oynamaktadır. İyi planlanmış bir eğitimle engelli çocuk normal çocuklarla etkileşime girip davranışlarını değiştirmeye başlamaktadır. Yapılan araştırmalarda bu eğitimin sadece özürlü çocuk için değil, diğer çocuklar içinde faydaları olduğu görülmüştür. Çocukların konuşma seviyelerini özürlü çocuğa göre ayarladıkları, yardımlaşmayı öğrendikleri gözlenmiştir. Bu yaşananlar ileriki hayatlarında çocuklara deneyim olmaktadır.

down-sendromlu-ogrencilerden-duygulandiran-etkinlik-c20140324151501

Kaynaştırma eğitimi alan Ayninur Taşan’ın annesi Bilsen Taşan şu sözleriyle başlıyor bu eğitimin yararlarını anlatmaya, “Ayninur bu sene başladı bu eğitimi almaya.Ama şimdiden çok büyük değişmelerle karşılaşıyoruz. Makas tutup kağıtları kesebiliyor artık. Arkadaşlarıyla birçok etkinliğe katılıyor.Önceden evde çok agresifti. Beni de babasını da çok üzüyordu. Her şeyi kırıp döküyordu. Ama şimdi evde de okulda da çok uyumlu.Bunu görmekte beni çok mutlu ediyor.”

Ayninur’un doğuştan Serebral Palsi hastası olduğunu öğreniyoruz. Beyincik denge merkezinin üçte birinin tam gelişmemesi yüzünden oluşan bu hastalığın genetik olmadığını söylüyor Bilsen Taşan ve devam ediyor, “Bu hastalığa yakalandığını 1.5 yaşındayken öğrendik. Çok üzüldük tabi. Geceler boyu uyuyamadığımız oldu. Çok gözyaşı döktük. Ayninur şuan 5 yaşında olmasına rağmen 1 yaşında ki bebek gibi bakıma muhtaç.

Ama aslında her şeyi biliyor. Mesela 10’a kadar sayabiliyor. Evde yapbozları var. Akşamları bu bireysel gelişim oyuncaklarıyla oynayıp vakit geçiriyor. Beyinciğin 8 yaşına kadar kendini tamamlayabildiğini öğrendik. Tabi bunun için çok iyi eğitim alması lazım. Sabahları okula geliyoruz. Öğlene kadar buradayız.Haftada 3 günde fizyoterapi görüyor. Doktor hanım bile Ayninur da ki değişimin farkında.Okulda arkadaşları ne yapıyorsa o da yapmaya çalışıyor. Örneğin ayakkabılarını kendisi giyiyor artık.”

 

engelli_4

 

“Ona kalsa akşamları da burada yatacak”diyor Bilsen Hanım. Hepimiz gülüyoruz. Ayninur’da onunla ilgili konuştuğumuzu anlamış olmalı ki uzaktan gülüyor bize. “Bu eğitime başladığımızda öğretmenin de ne kadar önemli olduğunu anladık. Öğretmeni Rümeysa Hanım diğer öğrencilerden hiç ayırt etmiyor, yaptırdığı bütün etkinlikleri Ayninur’a da yaptırıyor. Çok ilgileniyor. Ayninur emeklerken onu engelleyecek her şeyi kaldırdı sınıftan. Bütün gün gözü onun üstünde. Diğer çocuklara çaktırmadan ayrı olarak ilgi gösteriyor. Bende gönül rahatlığıyla emanet ediyorum tabi Ayninur’u.”

 

Mutluluğu gözlerinden okunuyor Bilsen hanımın ve şu sözleriyle son veriyor konuşmamıza, “Eğitimle birlikte ne kadar çok olumlu değişim olduğunu ben bizzat yaşayarak gördüm. Artık her günümüz daha mutlu geçiyor. Buraya gelmek için sabırsızlanıyoruz. Çünkü burada diğer insanlardan farklı olmadığını görüyor. Arkadaşlarını model alıyor kendisine. Onlar ne yaparsa yapmaya çalışıyor. Sürekli gülüyor görüyorsunuz. Engelli çocuğu olan herkes bu eğitime başlamalı. Toplumdan soyutlamamalıyız çocuklarımızı.”

Söylediği her cümleye katılıyoruz Bilse Hanım’ın ve bir kez daha görüyoruz her eğitimde ailenin rolünün büyüklüğünü… özellikle “kaynaştırma eğitimi”nde ailelere çok büyük görevler düşüyor. Umuyoruz ki engelli çocuğu olan her aile umutsuzluğa kapılmak yerine Bilsen Hanım gibi duyarlı olsun ve engelli çocukları topluma kazandıralım.  Çünkü bütün çocuklar bizim geleceğimiz…

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.


Haber&Foto: Gülcan Yıldıray


 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s