Cam-ı Cem (Cem’in Kadehi)


İran mitolojisinde hükümdar Cemşid’in ünlü kadehi olarak bilinir. Şarabın mucidi olarak tanınan Cemşid, Fars “Pişdadiyan” sülalesinin 4. hükümdarıdır. İran efsanesinde şarabın keşfi şöyle anlatılır: Cemşit, bol bol asma diktirerek meyvelerinin halka dağıtılmasını emreder. Fakat bir senenin mahsulü çok olunca, halk tarafından kapalı kaplarda saklanan üzümlerin bazıları değişik bir tad alır; şırası acıdır ve zehirli sanılıp içilmez.

Rivayete göre Cemşit’in en güzel ve en gözde cariyesi, şiddetli baş ağrıları çekmektedir. İyice canından bezen cariye, bu zehirli sudan içip canına kıymak ister. Fakat zehir sanıp içtiği şey onu öldüreceğine diriltir ve neşeli bir uykuya dalar. Uyandığında baş ağrısı kalmamıştır ve ruhunun dinlendiğini hisseder. Durumu Cemşit’e anlatır. Cemşit şırayı denedikten sonra ona “Ab-ı Hayat” (hayat suyu) adını verir.
 
Şarabın tarihçesinin günümüzden 8000 yıl öncesine dayandığını gösteren bulgular vardır. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan eski kentlerde, yığınlar halinde üzüm çekirdekleri bulunmuş, çekirdekler üzerinde yapılan incelemeler bu bilgiyi doğrulamıştır. Bulgular asma ağacının ana vatanının Ön Asya olduğunu gösteriyor.
 
 

Mustafa Tunahan Yıldız 

mustafatunahanyildiz@gmail.com


2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. ipek dedi ki:

    harika bir hikaye!!!

  2. hicabi dedi ki:

    Saki yüzün Cemşid’in kadehinden güzel;
    Uğrunda ölmek sonsuz yaşamaktan güzel;
    Işık saçıyor ayağını bastığın toprak,
    Bir zerresi yüz binlerce güneşten güzel

hicabi için bir cevap yazın Cevabı iptal et