Günlük Hayatımıza Yerleşen Bilim Kurgu Terimleri

Sıradan bir insanın günlük hayatta 500 ile 1000 kelime kullandığı söylenir. Ancak bazı kelimeler vardır ki, popüler kültür sayesinde dilimize yerleşir ve farkına bile varmadan kullanır oluruz. Bir reklam ile “nobran” kelimesini öğrenir ve kullanmaya başlarız, bir ürün sayesinde normalde kullanmayacağımız “galaksi” kelimesini günde en az on kere kullanır hale geliriz. Bir de özel bir konuya ilgi duyan insanların kendi aralarında geliştirdiği diller vardır. Klingon dilinden Elf diline kadar bir dil alanı haline gelmiş edebi eserler de cabası.

Yorgun bir günün ardından eve gitmeye üşendiğinizde “Keşke ışınlanabilsem” ya da bulutsuz bir gecede gökyüzüne bakarken “Uzay gemime atlayıp, şu yıldıza doğru yol alsam” dediğiniz oldu mu hiç? Eğer hayal kurmak sizin doğanızda var ise siz de bizdensiniz. Peki bize bu hayalleri kazandıran bilim kurgu edebiyatında kullanılan bazı terimlerin kökenleri nelerdir? Bu sorudan hareketle ufak bir derleme hazırladık. Denizde bir damla olsa da bu yazının ilham getirmesini umuyoruz.

ansible-endein-oyunu-702x293.jpg

1. Ansible

Ursula Le Guin’in, “ansible” terimini “answerable” kelimesinden türettiğini biliyoruz. Uzak mesafeler arasındaki anlık iletişim sağlayan bir sistem anlamına gelen ansible, ilk kez Le  Guin’in 1966 yılında yayınlanan Rocannon’un Dünyası (Rocannon’s World) adlı romanında kullanılmıştı. Mülksüzler’de (The Dispossessed) bu icadın kökenlerini görmek mümkün. Terim daha sonra, Orson Scott Card (Ender’s Game), Vernor Vinge (The Blabber), Elizabeth Moon (Vatta’s War), Jason Jones, L.A. Graf, Dan Simmons (Ilium) tarafından da kullanılmış.  Rivayet odur ki bu kelime aynı zamanda lesbian (lezbiyen) kelimesinin anagramıdır lakin bu konuyu bir söylenti olarak burada bırakalım.

cyborg-robocop.jpg

2. Cyborg (Sayborg)

“Sibernetik organizma”’nın kısaltılmışı olan bu terim, ilk defa Manfred Clynes ve Nathan S. Kline tarafından 1960’da kullanıldı.  İnsan ve makinenin teknolojik bir birleşimi anlamına gelen Cyborg, kısa zamanda bilimkurgu edebiyatında en sık kullanılan terimlerden biri oldu. Doctor Who’da Cyberman, StarTrek’de Borg, Battlestar Galactica’da Cylon olarak karşımıza çıksa da, mekatronik parçalara sahip organik formlar için Cyborg terimi kullanılmaya devam ediyor.

ftl-star-wars.jpg

3. FTL

Faster than Light (Işıktan daha hızlı) kelimelerinin baş harflerinden oluşan FTL, yıldızlararası yolculuk için gerekli olan teknolojilerden biri. Uzayda seyahat etmek ve bilinmeyen dünyaları keşfetmek için sadece hız yeterli olsaydı, Einstein’ın öngördüğü ışık hızı limiti bizim için oldukça yavaş kalabilirdi. Ancak uzay-zamanın bükülmesi ile uzay-zaman dokusunda oluşturulan solucan delikleri sayesinde uzak mesafeleri bir çırpıda almak mümkün. Tabii ki şimdilik sadece bilim kurgu evreninde. Işıktan hızlı seyahat edebilmek için kullanılan motorlar ise farklı yazarlarca farklı isimlerle adlandırılıyor. Bunlardan en bilindiği Asimov evreninde geçen Hyperdrive (Hipermotorlar). Kimi zaman ise FTL Drive olarak da görebiliyoruz bu motorları.

robot-bicentennial-man-702x395.jpeg

4. Robot

Robot denilince aklımıza ister istemez 3 Robot Yasası’nın mucidi Isaac Asimov geliyor. Ancak terimi ilk defa Çek yazar Karel Čapek RUR adlı eserinde kullanıldı. Çekçe “Robota”, “gönülsüz işçi” anlamına geliyor ve bu kelime İngilizce’ye, insan yeteneklerinde, yapay zekâya sahip bir makine anlamına gelecek olan “Robot” şeklinde geçiyor. Bununla beraber o kadar yaygın bir kullanım kazanıyor ki günlük dilimize yerleşiyor. Aslında kendi kendine hareket edebilen makine fikri, 18. yy’da Vaucanson’un ya da Jaquet-Droz’un “Otomat”larına kadar uzanan eski bir fikir. Sonraları insana benzeyen robotlar android olarak adlandırılsa da robot terimi, hala yaygın olarak kullanılmaya devam ediyor.

teleportation-star-trek.jpg

5. Teleportation (Teleportasyon ya da Işınlanma)

İlk defa 1931’de Charles Fort tarafından, Lo! Adlı kitabında, açıklanamayan kaybolma ve ortaya çıkma durumlarını tanımlamak için kullanılıyor. Yunancada bir önek olan “tele” (uzak anlamında) ve Latince bir fiil olan “portare” (taşımak) kelimelerinin birleşmesi ile oluşturulmuş.Star Trek sayesinde dilimize ışınlanma şeklinde yerleşen bu terimi mesafeler arasında hızlı bir yolculuk olarak düşünüp, icat edilmesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Ancak teleportasyon işlemi, aslında bilginin bir noktadan başka bir noktaya iletilmesi ile orijinal maddenin bir kopyasının oluşturulması işlemi. Teleportasyon sonucunda maddenin kopyası oluşturulduktan sonra orjinalin yok edilmesi gerekiyor. Bu realistik durum, “ The Prestige” adlı filmde tüylerimizi diken diken eden bir şekilde de işlenmişti.Bununla beraber konuyu bu kadar dramatik ele almayan yazarlar da var. Örneğin  Alfred Bester’in “Stars My Destination” ya da diğer adıyla “Tiger Tiger” adlı romanından öğrendiğimiz Jaunte’lemek (Jaunting); insanların her hangi bir cihaz kullanmadan da bedenlerini başka bir noktaya gönderebilmesinin mümkün olduğu bir ışınlanma işlemi.

Terraforming-702x318.jpg

6. Terraform

Terra (Dünya) ve Form (Şekillendirmek) kelimelerinin birleşiminden oluşan terim, 1942 yılında Jack Williamson tarafından yaratılan onlarca bilim kurgu terimlerinden biri. İlk defa “Collision Orbit” adlı eserinde geçen terraforming, Bir gezegenin atmosfer, iklim, topoğrafya ve ekoloji gibi çevresel koşullarının, dünyanın biyosferine benzer olacak şekilde modifiye edilmesi anlamına geliyor. İlk olarak bir bilim kurgu terimi olarak ortaya çıksa da bugün “gezegen mühendisliği” adıyla, başka bir gezegende yaşayabilmemizi mümkün kılmak için çalışmalar yürüten önemli bir bilim dalı. Ayrıca, uzayda seyahat ve kolonileşme temalarını işleyen bilim kurgu yazarlarının da sıklıkla kullandığı bir terim.

bilim-kurgu-prometheus

7. Bilim Kurgu

Son olarak Bilim kurgu teriminin nasıl kullanılmaya başlandığına değinelim. Aslında ilk olarak nerede kullanıldığı bilinmiyor. Bu konuda çeşitli rivayetler olsa da genel olarak ilk defa Haziran 1929’da, Hugo ödüllerinin isim babası Hugo Gernback tarafından kurulan “Science Wonder Stories” dergisinin ilk sayısının sunuş yazısında yer aldığı söylenir. Bununla beraber terim, kullanımından önce zaten var olan bir türü tanımlıyordu. Thomas More (1516), Francis Bacon (1627), Jonathan Swift (1726), Mary Shelley (1918), Edgar Allan Poe (1835), Jules Verne (1864) ve H.G. Wells (1895) bilim kurgu türüne ait eserler veren yazarlardan bazıları. Eski çağlardan beri ütopik/distopik hikayeler ile akıl almaz makinelerin veya imkansız yolculukların işlendiği hikaye ve destanlara rastlasak da bilim kurgu, kendini tam anlamıyla 20. yüzyılda bulmuştur diyebiliriz. Kendi içinde birçok alt dala ayrılsa da “ya başka türlü olsaydı?” (what if?) sorusuna akıl almaz yanıtlar veren bilim kurgu, tüm popülaritesiyle birlikte ilerlemeye devam ediyor.

YAZANFatmagül Bolat
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s