Çalgı Türleri (Enstrüman Çeşitleri)

Çalgıların türleri,  tarihi, yapım biçimleri gibi konuları inceleyen bilim dalına da  Organoloji denir.

Çalgı  yapımı, bazı bilim alanlarını yakından ilgilendiren bir teknolojidir. Akustik  bilimi ve sanat tarihi bu yan dallar arasındadır. Çalgıların kullanımları ve  tarih içinden gelerek aldıkları yeni biçimler, sosyolojik araştırmaların  kapsamındadır. Arkeolojik araştırmalar ise çalgıların 5000 yıl önce  kullanıldığını göstermektedir. Çalgı biliminin temeli 20. yüzyıl başlarında  atılmıştır. Çalgılarda bulunan parçaların adlandırılarak uluslar arası birer  terim haline gelmesi de bu yakın döneme rastlar. Müzik yazarı ve çalgı yapımcısı
Victor-Charles Mahillon, çalgı bilim alanında önderlik eden bir uzmandır. Doğal  olarak bu alanda derinleşebilmek için, akustikçilerin ve müzikologların  katkılarına ihtiyaç duyulmuştur. Çalgıların bilimsel olarak sınıflandırılmasını  ve adlandırılmasını 16. yüzyılda Sebastian Virdung ve Martin Agricola ile 17.  yüzyılda Michael Praetorius ve Rahip Marin Mersenne’nin (1588 – 1648)  gerçekleştirdikleri söylenebilir

VURMALI   ÇALGILAR

Batı dillerinde genellikle “percussion” ailesi olarak   adlandırılır.Dilimizde “vurma çalgılar” da   denmektedir.

Vurmalılar ailesi, tarihin en  eski çalgılarının önemli  bir bölümünü içerir.Bu çalgıların en ilkelleri bile  çağdaş orkestraların
vurmalıları arasında yer almaktadır. Bunlar,müziğin yalnızca  ritm, renk ve  dinamik gücüne katgıda bulunmakla kalmazlar, aynı zamanda müziğin   melodik ve armonik öğelerine de  katkıda  bulunurlar.

Vurmalı çalgılar iki ana dala  ayrılır: Perdesi belirli  olmayan ve tek ses verenler ile belirli sesleri perdeli  olarak olarak
çıkarabilenler. Birinci grupta trampet, dümbelek, davul, kastanyet,  kaynana  zırıltısı, kamçı vb. vardır.İkinci  gruba
girenler vibrafon, ksilofon, marimba vb.’dir.

Timpani ise  akord  edilebilme üstünlüğüyle davuldan ayrılır. Timpaniciler bu çalgının az ya da  çok  gerilebilen derileri üzerinde değişik sesler elde edebilirler.
Vurmalılarda birden fazla  notanın olağan bir biçimde icra  edilişi, Beethoven ile başlar. Aynı yıllarda,  crescando ve decrescendo gibi  özelliklerden esinlenerek timpani ve benzeri  davulların sesini ayarlamak  çabaları görülmüştür. Beethoven’den sonra timpaninin  kullanılması, kendine özgü  ve gelişkin bir sanat biçimine   dönüşmüştür.
XIX. yüzyılın ortalarına  doğru, orkestrasyon tekniğinde  devrim sayılabilecek yenilikler  gerçekleşmiştir.Vurmalıların kullanımı, bu  devrimin önemli bir  parçasıdır.

 Timpani:
 
 
 download
Madeni büyük
bir çanağın  üstüne geçirilen deriden oluşur.Deri, gerginliğine göre belirli bir
notayla uyum  içindedir.XIX.yüzyılın başlarından beri timpani mekanik olarak
akord  edilebilmektedir. Günümüzdeki yaygın uygulama, tek  müzikçinin kullandığı üç
timpanidir. Bu çalgının  başlıca işlevi, belirli bir notanın tekrarı ve arkasından gelen gümbürtüyle  müziği vurgulamaktır.
 
Glockenspiel:
Majestic_32_PC_Glockenspiel_1024x1024.jpg
İki küçük
tokmakla bir dizi  çelik levhaya vurarak çalınır.Haendel ve Mozart, bazı
bestelerinde bu çalgıya yer  vermişlerdir.
Çağdaş bir
akrabası tubofondur.Bunda, levha yerine borular vardır. Klavyelidir. Rezonansın
yarattığı seslerden yararlanır. Vibrafon da bu
ailedendir.
 
Çelesta:
 
images.jpg
Glockenspiel
gibi, çelik  plakalardan oluşur.Ancak bu plakalar tahta rezonatörlere
tutturulmuştur.Klavya  aracılığıyla çalınan bir dizi çekiçleri vardır.1880’ de
icad edilen bu çalgıyı ilk kez Çaykovski “Fındıkıran” da kullanmıştır.Dolgun ve
kalıcı bir ses rengi  vardır.

“Side-Drum”
 
download (19) 
ya da “Snare-Drum” silindir biçimindeki küçük davul.Bir yüzeyinde snare denen
teller  vardır.Bu sayede takırtı sağlanır.İki değnekle çalınır.Dilenen notalar
elde  edilemez.Gümbürtü ve başka efektlere uygunluğundan ötürü, özellikle askeri
müzikte kullanılır.
Tenor Davul, Bas Davul:
Tenor davulun snare telleri  yoktur.
 
Çelik Üçgen (Triangle):
 
download (2)
Üçgen biçiminde bükülmüş çelik bir çubuktur.Metal çubukla
vurularak çalınır.
 
Simbal (Cymbal):
download (3).jpg
Bakır alışımlı iki yuvarlak  levhadan oluşur.Ayak
mekanizmasıyla, ya da elle levhaların birbirine  çarptırılmasıyla
çalınır.İstenirse levhalar birbirine değdirilip  titretilir.Davul sopasıyla da
çalınabilir.Orkestralarda yer  alır.
 
Gong:
download (4).jpg

Sini gibi
büyük ve ağır bir  metal levhadır.Genellikle keçeden bir tokmakla
çalınır.
 
Kaynana Zırıltısı (Rattle):
marc.jpg

Beethoven ve  R.Strauss tarafından da
kullanılmıştır.Çağdaş yapıtlarda sıkça yer
alır.
 
Def:
def-h2ubcob9.jpg
Dar bir
kasnağınyalnızca bir  yanına deri gererek yapılmıştır.Elle çalınır.Zilli ve
zilsiz olarak  kullanılır.Bazı yörelerde “tef” adı
verilir.
 
Bendir:
 
download (5).jpg

Zilsiz büyük
deflere  denir.Özellikle dini müzikte
kullanılır.
 
Kudüm:
download (6).jpg
Büyük bakır taslara deve  derisi gerilerek yapılan bir çalgıdır.İki kaptan biri ince, diğeri
kalın ses  çıkartır.Daha çok dini müzikte kullanılır.İki ayrı kaptan ses
çıkarmak üzere  yapılmış iki ayrı küçük tokmağı
vardır.
 
Zil:
download (7).jpg
Dövme bakırdan  yapılır.Kenarları daire şeklindedir.Ortasından geçirilen lastiklerle
parmaklara  takılarak çalınır.Bazı yörelerde “parmak zih” de
denilmektedir.
 
YAYLI ÇALGILAR

Renkli heyecan ifadesi, bu yaylı çalgılar ailesinin başlıca  özelliklerindendir.Bu
özelliği bakımından orkestranın çekirdeğini
oluştururlar.

Keman  :
 
download (8).jpg
“1.Keman”, “2.Keman” gibi  adlandırmalar, bu çalgının
orkestra içindeki görevlerinden ötürü  kullanılır. Keman, Orta Do’ nun altındaki
Sol’ dan dört oktav yukarıdaki Sol’a  kadar ses çıkarır ve bu sınır içinde çok
süratlı ve duygulu geçitler yapmak  yeteneğindedir. Özellikle soloya
uygundur. Orkestradaki kemanların yapılışlarında  hiçbir fark yoktur. Ancak
yazılan eser bakımından ayrı görevler yaptıkları için  birinci ve ikinci keman
diye ayrılırlar.
Çene altıyla  omuz arasına sıkıştırılarak çalınır. 35 ile
36 cm. arasında değişen bir gövdesi  vardır. Gövde asıl titreşimi sağlayan bir
üst kapak, bir dip kapak ve her iki  kapağı çemberleyen kasnaklardan
oluşur. Yayın daha kolay işleyebilmesi için  kapakların orta kısımları
daraltılmıştır. Köprünün
yanlarında (ff) biçiminde delinmiş kulaklar bulunur. Alt ve üst kapaklara
köprünün tel basıncına
direnebilmesi için  tonoz biçimi verilmiş ve çevresi tahta kaplama ile
işlenmiştir. Sap, kendisini  kuşatan besleme takozlarının içinden çıkar.Bu
takozlar kasnağın üst ucundaki  kasnakları da pekiştirir.Sap zarif bir kıvrımla
son  bulur.
Keman dört tel üzerine  düzenlidir. Tellerin ses düzeni
sırasıyla Sol, Re, La, Mi’ dir.Tellerin bir ucu,  gövdenin aşağı kısmında
bulunan telliğe, öteki ucu ise sapın baş tarafındaki  burgulara
iliştirilir. Sapları konik olan ve burgu yuvalarına sokulu bulunan bu  kulaklar
istenen gerilimin elde edilmesini sağlar. Gerçek bir kemanın yapımı için
birbirine eklenen parça sayısı seksende fazladır. Genellikle 2 cm. kalınlığında
bir çam veya akağaçtan, oyma kalemi ve rende kullanarak biçime sokulur.Keman
yapımındaki en küçük bir eksiklik veya değişiklik, çalgının ses rengini
etkiler.Dış etkilerden korunabilmesi için yapımı tamamlandıktan sonra, alkol,
terebentin içinde eritilmiş veya keten yağında ezilmiş bir zamkla
verniklenir.Bu  cilâ önemlidir.En iyi ses rengi olan kaliteli kemanların cilâsı
orijinal bir  formüle göre yapılmaktadır.
Kemana
orkestrada 1565’ te  St.Riggo ve Corteccia’ nın eserlerinde yer
verilmiştir. Monteverdi 1608’ de “Orfeo” operasına iki keman dahil etmiştir. 1624’
te yazdığı “Tacrede Clorinde” adlı eserinde pizzicato ve tremolo yaptırmak
suretiyle yani etkiler  sağlamııştır. Bach, keman sesinin güzelliğini
değerlendirerek önemli besteler yapmıştır: Chaconne’ u ve Sol teli üzerindeki
“Area” sıyla yalnız keman için  yazdığı üç sonat ve üç partitası bu
kapsamdadır. Haendel’ in keman için üç sonatı vardır. Mozart keman için
konçertolar yazmıştır. Bunlar arasında en tanınmışları Re, La Majör ve Mi Minör
tonundakilerdir. Keman edebiyatının olağanüstü bir  örneği, Beethoven’ in Re
Majör Konçertosu’ dur. Weber, ilk kez 1. kemana iki ayrı parti yazmıştır. Wagner
bu yolu izleyerek kemanlara onbeş ayrı parti yazacak  kadar ileri
gitmiştir.
Keman her ne kadar yapısı açısından yüzyıllardır
değişmeyen çalgılar arasında sayılırsa da, bu doğru  değildir.Gövde kısmı
uzatılmış, genişletilmiş ve geriye doğru şekillendirilmiştir.Sap kısmı daha
yüksek sesler elde etmek amacıyla uzatılmış, köprü
kısmı yükseltilmiş ve  kavisi artırılmış, böylece yayın başka bir tele dokunma
korkusu olmadan bir tele  daha fazla güçle bastırılması
sağlanmıştır.
Kemanın en  önemli öğelerinden biri yaydır.İlk dönemlerde
kullanılan yaylar bu adı taşıyan  silahla aynı biçimdeydi.Daha sonrakiler,
örneğin viyola ailesinde yaylar ise  dışbükey eğimli bir çubuk halini
almıştır.Günümüzde kullanılan içbükey eğilimli  ve daha uzun yaylar ise,
François Tourte (1747-1835) tarafından yaratılmıştır.Bu  yaylarla daha nitelikli
ses elde etmek mümkün  olmuştur.
Keman
tekniğinin gelişimi  aşamalarla gerçekleşmiştir.Corelli’ nin XVII.yüzyıl sonları
ve XVIII.yüzyıl  başlarındaki çok zor sayılan besteleri, teknik açıdan bugün
küçük keman  öğrencilerinin çalabileceği kadar kolaydır.İtalya’ nın
yapımcılıktaki ustalığı, doğal olarak keman çalma sanatında uygulama ve kuramsal
bilgilerin  geliştirilmesi açısından bu ülkenin öncülüğünü
getirmiştir.
Keman tekniği çok gelişmiş olmasına rağmen, bazı eski
bestelerin çalınması güçtür.Örneğin J.S.Bach’ ın  sonatları ve partitaları bu
ustalık isteyen eserler  arasındadır.
 
Viyola:
 
images (1).jpg
Kemana
benzeyen ama ondan  biraz daha büyük, yaylı bir çalgıdır.Alto ses tonuyla
orkestraya değerli ve  gölgemsi bir renk verir.Kemandan 1/7 oranında büyük
olduğu halde, beş ses aşağı akort edilir.Alt perdedeki seslerin bu küçük
çalgıdan çıkabilmesi için, telleri  kemana göre daha kalın yapılmıştır.Bu yüzden
viyolanın karakteristik içli sesi  oluşur.En kalın teli “kaba Do” dur.Akordu Do,
Sol, Re, La’ dır.
Viyola, kemana oranla ihmal  edilen bir çalgı
görünümündedir.Ancak onun için bağımsız bir bölüm yazarak eski  önemini
kazandıran besteciler arasında Stamitz başta
gelir.
 
Viyolonsel:
 
download (9).jpg

Kontrbas tarafından  desteklenen viyolonsel, melankolik sesiyle yaylı çalgılar grubunun
temel  üyesidir.Bazen tenor ve hatta soprano partilerini etkin bir biçimde
çalmakla  beraber, daha çok solo pasajlar için kullanılan bir
çalgıdır.Viyolonsel  genellikle kemanın etkisini gerçekleştirebilir, ancak keman
kadar çabukluğa  uygun değildir.Yaklaşık dört oktavlık ses genişliği
vardır.Viyolonsel de keman  gibi “viol” lerden çıkmıştır.En yakın atası, dizler
arasına sıkıştırılarak  çalınan “viola da gamba” dır.
Viyolonsel, kemanın  kullanımına paralel bir gelişme
gösterir.Üçlü viyolonselcilere örnek olarak,  Duport, Romberg, Serbais ve Piatti
gösterilebilir.XX. yüzyılda Pablo Casals,  Navarra, Cassado önemli bir yere
sahiptir.  Viyolonselin  büyük rol oynadığı çok sayıda oda müziği
esri  bulunmaktadır.
Bir senfoni orkestrasında  8-10 viyolonsel bulunur.Sayı
bakımından fazla olan kemanlara nüfus ederek onları kapatmadan kişiliklerini
rahatlıkla  belirtirler.
 
Kontrbas:
 
595c990feb10bb49bc8a6177.jpg
 
Keman ailesinin en kalın  sesli çalgısıdır.Günümüz kontrbaslarının dört teli vardır ve
bu teller dördüncü  telin Mi notasından notasından başlayarak dörtlü aralıklarla
akort  edilir.Kontrbasla çalınan partiler, çıkarılan gerçek sesin bir oktav
tizinde  olmak koşuluyla Fa anahtarıyla yazılır. Kontrbasın dış görünüşü viol karakterindedir ve bu çalgıdaki gibi arkası düzdür.Meyilli bir  omuz kısmı vardır. Violdaki ( C ) delikleri yerine, kemandaki delikleri  bulunur.Keman ailesinin öteki üyelerinden farklı olarak daha kuvvetli ve kısa  yaylarla çalınır.
Senfoni orkestralarında  genellikle kontrbas sayısı
viyolonsel adedinden iki eksiktir.Dört telli  kontrbasın kalın Mi’ den orta Do’
nun aşağısındaki Do’ ya kadar ses genişliği
vardır.
 
ÜFLEMELİ ÇALGILAR

Flüt  Ailesi:
Eski çağlardan beri  kullanılan bir tahta üflemeli
çalgıdır.Tarih içinde iki ayrı tür olarak  görülmektedir:Bunlar uçtan üflenen
flütler, yani flâvta ailesive yandan üflenen  flütlerolarak
gruplanabilir.Günümüzde ise orkestrada sadece yandan üflenen  flütler
kullanılmaktadır.

Flütün yapısı ince bir  silindir biçimindedir.Sağa doğru
yan olarak tutulur ve sesin elde edilmesi için,  borunun sol ucuna yakın bir
yerde açılmış olan “ağızlık” adı verilen delik  kullanılır.Bu nedenle günümüz
flütünü geçmişteki benzerlerinden ayırt etmek  amacıyla “yan flüt” terimi de
kullanılır.Flüt eskiden abanoz gibi dayanıklı ve  sert ağaçlardan yapılırdı.Bu
çalgı günümüzde madenseldir.Ancak ses rengi ile  çalma tekniği, tahta flütün
niteliklerini taşıdığından, bugün de tahta üflemeli  çalgılar içindeki yerini
korumaktadır.

Flütün  bölümleri, çalgıcının solundan sağına doğru,
“baş”, “gövde” ve “kuyruk” adlarını taşır.Üflenen hava, “baş” bölümünde bulunan
ağızlığın kenarlarına çarparak boru  içindeki hava sütununu titreşime
geçirir.Böylece çalgıdan ses elde edilmiş
olur.
Flütün üzerinde bulunan bir  mekanizma ile perdeler, ses
deliklerinin kolaylıkla kapanıp açılabilmesini  sağlar.Ses deliklerinin tümü
kapatılıp “kuyruk” bölümünden gövdeye doğru sırayla  açılırsa, en kalındaki
sekiz ses ile bunların diyez ve bemolleri elde edilmiş olur.Daha incedeki sesler
yine aynı yerlerden, fakat daha farklı bir üfleme  biçimi ve perdelerin
kullanılışındaki bazı değişikliklerle
sağlanır.
Flütün kalın, orta ve ince  olmak üzere, üç ayrı ses
bölgesi vardır.Çalgının en tatlı sesleri orta  bölgededir.Ses inceldikçe, parlak
ve keskin bir nitelik kazanır.bu çalgı tahta  üflemelerin en çevik
olanıdır.Hızlı çalınması gereken sesler, gösterişli ezgiler  ile birbirinden
uzakta bulunan notalar çabuk ve kolaylıkla  seslendirilebilir.Ayrıca duygulu
melodilerin seslendirilmesinde de özellik  taşıyan bu çalgıdır.Bunun dışında
tahta üflemeli çalgıların hep birlikte  tınlattıkları geri plandaki ses kümeleri
içinde önemli bir yeri  vardır.
Flütün
tarihi eskidir.Geçmiş uygarlıklarda flüt benzeri çalgılara sık rastlanmaktadır.
Rönesans Avrupa’ sında  bugün “blok flüt” dediğimiz ve eğitim müziğinde
kullanılan “düz flüt” vardı.Bu  çalgının ağızlığı borunun üst ucunda
bulunuyordu.
Bu çalgı on sekizinci  yüzyıldan başlayarak Avrupa’ nın
tüm ülkelerinde yaygınlık kazanmıştır: öyle ki  on sekiz ve on dokuzuncu
yüzyılın aile portlerindeki erkeklerin elinde hep flüt
vardır.
Flüt için kullanılan değişik  adlar şunlardır: Alman
flütü, Çapraz flüt, Transverse flute, Konser flütü.
 
Fagot:
 
Fagot.jpg

Tahta
üflemeli bir  çalgıdır.Konik olarak oyulmuş ve ikiye katlanmış bir boru
görünümündedir.Genellikle akça ağaçtan yapılır ve dört parçanın birleşmesinden
oluşur.Bunlar, “kanat”, “çizme”, “bas” ve “kalak” tır.
Fagotun temeli sayılan çizme  bölümünde, gövdenin içi
yanyana iki boru biçiminde oyulmuştur.Her iki boru en  altta geniş bir yay
çizerek birbirine bağlanır.”Çizme” nin üstüne “kanat” ve “bas” bölümünün en
üstünde, “s” biçiminde madeni ve ince bir boru vardır.Bu  borunun üzerine de
çift kamışlı ağızlık  takılır.
Fagot, sol
el üstte sağ el  altta olmak üzere, yere doğru fakat biraz sağa eğilimli olarak
tutulur ve  çalıcının boynuna geçirilen bir askı ile
desteklenir.
Fagotun ses genişliği, üç  sekizliden biraz fazladır,
ancak en incedeki sesler orkestrada her zaman  kullanılmaz.Çalgının en kalından
başlayan on iki sesi ve bunların diyez ve  bemolleri, tümü kapatılan ses
deliklerinin, sıra ile açılması yoluyla elde  edilir.Daha sonraki sesler ise,
üfleme ve dudak ayarları ile  çıkarılır.
Fagotun atası şalmey  ailesinin orta ve kalın sesli çalgılarıdır.Bu gibi çalgılarda,
gövde fazla büyük  olduğundan, 16. yüzyılda gövdenin ikiye katlanmasına ve
çalgıyadaha rahat bir  çalma olanağı kazandırılmasına gereksinme duyuldu; Fagot
işte böyle bir  gereksinme sonunda doğdu.Ancak boruyu ikiye katlama düşüncesini
ilk kez kimin  ortaya attığı kesinlikle
bilinmemektedir.
17. yüzyılda  çalgı,genel görünümü ve çalınış ilkeleri
yönlerinden, bugünkü biçimine oldukça  yaklaşmıştı.Ne var ki, “çizme” yi
oluşturan iki boru, en alttaki bağlantı dışında dışarıya doğru da açı
yapıyordu.Fagot, 1659’da, Fransa’ da, Cambert’ in  Pomonne adındaki Opera-Bale’
sinde, orkestrada ilk kez  kullanıldı.
19. yüzyılda
flütte görülen  Böhm mekanizması, fagotta başarılı olamadı.Günümüzde genellikle
Alman Heckel  mekanizması ile Fransız Buffet mekanizması kullanılmaktadır.Heckel
fagotları daha yaygındır.
 
Klarnet:
 
Klarnet-Nasıl-Çalınır.jpg
 
Tahta üflemeli bir  çalgıdır.Alt kısmı geniş, üst tarafa doğru daralan bir tahta
borudur.Üç kısımda  incelenebilir:
1.Bu kısma
huni denir.Obuada  olduğu gibi, çalgının en geniş kısmıdır.Orta kısma
girebilecek şekilde sona  erer.Böylece ikinci ve üçüncü kısımlar birbirine
eklenmiş olur.Bu kısmın kalın  seslerine “şalümo” adı
verilir.
2.Klarnetin  mekanizması bakımından en ayrıntılı
kısmıdır.Çalgının en parlak sesleri bu  parçadan elde edilir ve bu seslere
“kleron” denir.Üçüncü kısma girebilecek şekilde son
bulur.
3.Bu kısım, obuada olduğu  gibi en dar bölüm
değildir.Üçüncü kısımdan sonra ayrıca iki ek kısım daha vardır  ve çalgı bu
eklerle son bulur.Ek kısımlardan birincisine “bek” denir.Varil,  klarnetin öteki
çalgılarla akort edilmesine yarar.Bek kamışın bir bilezik  aracılığıyla kendi
üzerine bağlanmasından sonra, klarnetin sonuncu parçası durumundadır.En tiz
sesler, bu üçüncü bölümde yer  almışlardır.
Klarnetin
kamışı tek  kanatlıdır.Obua kamışı kadar hassas ve ince bir parçadır.Sürtünme
sonucunda  bozulmuş, çatlamış veya kırılmış olan uç taraf, sağlam halindeki
kalitede ses  veremez.
Mekanizma 19 perdeden  oluşur.Her perdenin bir veya iki,
alttan ve üstten itici bir yayı vardır.Yaylar  çelikten yapılmıştır ve levha
halinde veya yuvarlaktır.Perdeler ise birbirine  millerle bağlanmıştır,madenden
yapılmışlardır.Mekanizmanın öbürkü kısımları gümüş veya nikeldendir.Ağaç kısmı
ise genellikle abanoz veya sedirden imal
olunur.
Klarnet, en iyi ve tatlı “piyano” yapan bir orkestra
çalgısıdır. Yaylı çalgılarla yarışacak kadar bir  hafif sese karşılık, kulak
yırtıcı bir çığlığa varabilecek ölçüde sert bir ses  kalitesine
sahiptir.Crescendo ve Diminuendo bakımlarından ise piyano kadar
güvenilirdir.
Klarnetin 1690 yılı dolayında  Nürnbergli Johann
Christopher Danner tarafından ilk olarak yapıldığı söylenmektedir.Daha sonra
Viyanalı Statler, İvan Müller ve Klose, 18432 te  yaptığı çalgıya Böhm
mekanizmasını koymuştur.
Orkestrada ilk kez 1770’ te
Mozart’ın “Paris Senfonisi” nde girmiştir.Daha sonra hemen bütün besteciler,
klarnetin yüksek ajilitesinden ve derinlemesine inen gizemli ses renginden
yararlanmışlardır.
 
Ney:
 
download (10)
Kamıştan yapılan, yedi  delikli ve çeşitli cinsleri olan Türk sanat müziği üflemeli
çalgısı.Ney çalan  sanatçıya “neyzen” denir.İlk örneği Sümerlerde görülür.Bu
kavmin “Na” dedikleri  çalgı, do, re, mi, fa diyez, sol, la ve si seslerini
çıkarabiliyordu.
Ney dokuz  boğumludur.Boğumların çatlamaması için
çevresine gümüş tel sarılır.Deliklerinin  altısı üstedir.Üflenen yukarı kısmına
fildişi, veya kemikten yapılan bir parça  takılır.Ağız bölümüne takılana
“prazvana”, üflenen bölüme ek olarak konan  parçaya ise “paşpare”
denir.
Ney gerek çalgı olarak  gerekse Mevlana’nın yüklediği
mecazi anlam bakımından Mevlevilikte önemli bir  yer tutar.Mesnevi “Bişnev
ez-ney…inle neyden…”sözleriyle başlar.İlk 18  beyitte önce ney
konuşur.
Efsanevi bir hikâyede neyin  tanrısal sırları açıklayan
bir çalgı olduğu belirtilir.Feridüttin-i Attar’ ın  Mantıku’t-Tayr’ da anlattığı
bu hikâyeyi, Ömer Ruşeni “Neyname” adlı mesnevisinde ayrıntılarıyla
işlemiştir.
 
Tulum:
 
download (11).jpg
Hava deposu
bulunan bir halk  çalgısı.Koyun ya da keçi derisinden yapılır.Hayvanın karnı
yarılmadan çıkarılan  derinin tüyleri alınır.Deri yumuşatıldıktan sonra boyun ve
*** kısmı bağlanarak  dışa çevrilir.Boyun kısmına oyuk bir ağacın içine
yerleştirilmiş olan yuvarlak  bir ayna konur.Aynanın kenarlarına boncuklar
takılır.Ön sağ ayaktan tulum içine  hava verilir.Sol ayağa ise ses çıkartan ve
“nâre” denen kısım yerleştirilir.Ses  çıkaran bu araca “zizmak” adı
verilir.Zizmaklar kamıştan yapılır.Tulum çalanın  parmaklarına göre ayarlanmış
“deden” adlı kamışlara yerleştirilir.Tulumun baş kısmına öküz boynuzu
takılır.Boynuz, sesi kalınlaştırmaya
yarar.
Tulum üflenerek şişirilir ve  çalgıcısı tarafından koltuk
altına sıkıştırılır.Koltuk altı sıkıştırıldıkça  düdükten geçen hava seslerin
çıkmasını sağlar.
Hava deposu olduğu için  tulum, zurna sesine benzeyen
kesintisiz sesler  verir.
 
Tuba:
 
norlan331-new.jpg
 
Bu bakır üflemeli çalgının  açık bir tanımını yapmak zordur.Trombon dışında kalan bas
sesli hemen tüm  çalgılara bu adın verildiği görülmektedir.Senfoni
orkestralarına sağlam bir bas  sesi sağlar.Yapısal özellikleri şu şekildedir:
Geniş, konik bir boru ve huni  biçiminde ağız kısmı.
 
Trombon:
download (12)
Eski bir geçmişi olan ve  günümüz orkestralarında kullanılan bir çalgı.Silindir
biçimindeki borusu ve  huniye benzeyen ağız kısmıyla trompeti andırır.Kayarak
işleyen sürgüsüyle  trompetten ayrılır.Ses rengi gösterişlidir.Sürgü koluyla
çalınır.Tromboncular bu  kolu çekerek ya da iterek, titreşen havanın bulunduğu
boruyu uzatır ya da  kısaltır.Böylece değişik yükseklikte sesler elde
edilir.Sürgünün yedi değişik  durumu, iki oktavı geçen kromatik bir ses
merdiveni  sağlar.
Öteki bakır çalgılar aksine,  trombonlar “perde
değiştirici” özellikte değildir.Müzikleri daima normal  seslendirme perdelerinde
yazılır.Yüzyıllar öncesinin partisyolarında genellikle  değişik boyutlarda üç
trombon yer alırdı ve bunlar için üç ayrı parti  kullanılırdı.Günümüz
bestelerinde ise iki farklı büyüklükte ya da hepsi aynı olan üç trombon için iki
ya da sadece tek partinin daha verimli olacağı düşüncesi
egemendir.
Trombonun pistonlu türleri de  yapılmıştır.Genellikle üç
pistonlu olan bu trombonlar bazı bandolarda  kullanılmaktadır.Ayrıca, normal
sürgülü trombona tek piston eklenmesiyle hem  sürgü, hem de piston sisteminin
kullanıldığı birleşik trombonlar
yapılmıştır.
Orkestra içinde trombon  soloları birçok bestecinin
yapıtlarında yer alır:Trombonun ilk virtüözü sayılan  F.A. Belcke’ nin
(1795-1874) konçertoları ve Ferdinand David’ in bir  konçertinosu bu arada
sayılabilir.Mozart’ ın Requiem’ inde uzun bir solo bölüm  vardır. Berlioz’ un
Kahramanlık Senfonisi’ nde, geniş ölçüde trombon solosuna  dayanan “Funeral
Oration” adlı bölüm  hatırlanmalıdır.
 
Trompet:
john-packer-jp151-mkii-bb-trompet-16826-17-B
Bakır
üflemeli çalgı.Bir  ağızlık ve kendi üzerine kıvrılmış silindir biçimindeki
borudan oluşur.Ağız  kısmı kâse benzeri konik biçimdedir.Ses rengi parlak ve
çınlayan  niteliktedir.Korno gibi trompet de çalma ilkeleri bakımından
aynıdır.Trompetin  öteki üflemeli çalgılardan önemli bir farkı, üfleme sırasında
iki ya da üç kez  ses düzenlemesi
yapılabilmesidir.
Genelde iki tip  trompet vardır:Bir temel notanın armonik
seslerini çıkartan “basit trompet”; kromatik veya pistonlu trompet.İkincisi
XIX.yüzyılın başında Bluhmel ve Stözel  tarafından bulunmuş ve basit trompetin
yerini  almıştır.
Tüpleri bulunmayan basit  trompet, bu çalgının ilkel
türüdür.Perdeyi değiştirmek için boruda tüpler  yoktur.Borunu uzunluğuna tekabül
eden perdede sesler üretilebilir.XVII. yüzyıl  başında İtalya’ da Montaverdi ve
öteki bestecilerin yapıtlarında kullanılan  trompetlerin çoğunluğu re
perdeliydi.Bu tür trompet günümüzde
kullanılmaz.
Trompet yapısından dolayı solo çalgı olarak ve oda
müziğinde az kullanılmıştır.Haendel’in trompetler ve  komolar için bir
konçertosu, Leopold Mozart’ın bir trompet konçertosu vardır.Oda  müziği
yapıtlarında yer verilmesi ise XIX. Yüzyıl sonlarında ve XX.yüzyılda  bestelenen
eserlerde gerçekleşmiştir.Saint-Saens’ in trompet, beş yaylı ve  piyano için
yedilisi; d’ Indy’ nin trompet, iki flüt, iki kemen, viyola ve  viyolonsel için
süit’ i; Stravinski’ nin flüt, klarnet, iki bason, iki trompet  ve iki trombon
için oktet’i; Glozunov’ un trompet, korno ve iki trombon için  kuartet’ i bunlar
arasında sayılabilir.
 
Zurna:
images (2)Genellikle erik ağacından  oyularak yapılır.Üflenen kısımda bir başlık vardır.Başlık şimşir
ağacındandır,  başlığın ucunda ses çıkmasını sağlayan kamış bu7lunur.Türk
folklorunda çok  önemli bir yeri olan zurna, davulun ayrılmaz
arkadaşıdır.Büyükten küçüğe doğru  üç ayrı boyu vardır:Kaba zurna, zurna, cura
zurna.
 
Sipsi:
pr_02_524.jpgKartal kemiğinden  yapılır.İnce, kıvrık bir sesi vardır.Göller bölgesinin yöresel
çalgısıdır.
 
Kaval:
download (13).jpg
Eski çağlardan beri  kullanılmakta olan bir üflemeli çalgıdır.Daha çok çoban çalgısı
olarak  bilinir.Dilli ve dilsiz olanları vardır.Üst kısmında yedi, arka kısmında
ise tek  deliği vardır.Yekparedir.
 
MIZRAPLI – TEZENELİ ÇALGILAR
Gitar:
Lavta türü bir çalgı.Lavta  gibi perdeli bir sapı vardır
ve aynı şekilde parmakla telleri çekilerek  çalınır.Lavtadan farklı olarak sırtı
düzdür.Ön yüzü ise kenarlardan içe doğru  hafif eğilimlidir.Normal modern
gitarların altı tellidir.Çok eski zamanlardan  beri kullanılan, yaygın bir
çalgıdır.Bugünkü gelişimine İtalya ve İspanya’ da  ulaşmıştır.Gitarın
İspanyollara özgü bir türü de aristokrat çevrede yaygın olan  Vihnela’
dır.
Gitar, XVII. yüzyılda popüler  olduktan sonra, İngiltere
ve Amerika ‘ya geçti.1830’ larda bu ülkelerde en  popüler çağına
ulaştı.

 

Bağlama:

 
baglama (1).jpgKökeni Orta Asya’ ya dayanan  kopuz, bağlama ailesinin atasıdır.Kopuz önceleri su kabağının
üstüne deri  gerilerek ve kirişten teller takılarak, daha sonra gövdesi ağaçtan
oyulup üstüne  tahta göğüs takılmış, telleri de metal ile çalınmıştır.17.
yüzyıldan itibaren  kopuzun adı bağlama olarak söylenmiştir.Bağlama adının sap
üzerindeki perde  bağlarından geldiği
sanılmaktadır.
Bağlamanın  kısımları: Gövde, göğüs, sap, perde bağları,
teller, burgular, üst eşik, orta  eşik ve alt
eşiktir.
Bağlama yurdumuzun her  yöresinde kullanılan bir halk
çalgımızdır.Bazı yerlerde “saz” adı ile bağlama ve  bağlama ailesindeki diğer
çalgılar  kastedilmektedir.
Bağlama ailesi kapsamına
giren halk çalgılarının büyükten küçüğe doğru sıralanışı şu şekildedir: Meydan
sazı, divan sazı, çöğür, bağlama, bozuk, tanbura, cura bağlama, cura, ikitelli
ve bulgarı’ dır.
 
Meydan Sazı:
 
download (18)
 
30-32 perde vardır.Tel olarak  bas ses veren bam telleri
takılır.Bunun içindir ki davudi bir ses verir.Gerek  büyük oluşu, gerekse
tellerinin kalın olması nedeniyle çalınması oldukça  güçtür.Bunun sonucunda
meydan sazını çalan yok denecek kadar
azalmıştır.
 
Cura:
 
download (17).jpg
 
Bağlama
ailesinin en küçük  çalgısıdır.”Cura”, Kastamonu yöresinde bodur ve küçük
anlamına gelir.üç telli ve  dokuz perdelidir.Boyları genellikle 55 cm.
dir.
 
Ud:
 
download (16)
 
Kısa saplı,
iri gövdeli,  telli bir Türk çalgısıdır.Türk sanat müziğindeki yeri ve önemi
büyüktür.Sapında  perdeleri bulunmaz.Mızrapla çalınır.Ses genişliği üç buçuk
oktavdır.Ceviz, maun  ve gül ağacından
yapılır.
 
Tanbur:
 
download (15).jpgUzun saplı,
perdeli bir  çalgıdır.Mızrapla çalınır.Üç oktav ses genişliği vardır.Geleneksel
Türk sanat  müziği olan tanburun gövdesi ceviz, maun veya gül ağacından
yapılır.
 
Kanun:
 
download (14).jpgGeleneksel Türk sanat müziği  çalgısıdır.İki elin işaret parmağına takılan iki mızrapla
çalınır.Sol yanda  bulunan mandallar, seslerin makama göre düzenlenmesini
sağlar.Mızrağı kaplumbağa  kabuğundan yapılır.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s