Ti Yazar 5 Yaşında!!! Nerden geldik? Nereye geldik?

Eveet!
Bugün Ti yazar tam 5 yaşında.
Aslında her şey filmlerdeki gibi başlamıştı.
Üsküdar’da denize sıfır tek odalı ev, medya işinde çalışan iki yakışıklı…
Neyse gerçeğini anlatayım.
Ben yatakta bir şeyler yazarken Mete (Mustafa Tunahan) bir blog sitesi kurduğunu söyledi. Hatta hadsiz bir yazı bile yazmıştı.
‘Tesla ile Söyleşi’
Ben de durur muyum hemen yapıştırdım bir yazı…
‘Sigara İzmaritleri’
Böyle başladı işte tiyazar maceramız. Macera dediysek aksiyonu olmayan macera.
Hani lafın gelişi.
O zamanlar Mete gazeteci olmak için can atarken ben de senarist olmak için uğraşıyordum.
Hemen hemen her gece sahil büfelerinde hamburger yedikten sonra boğaz manzaralı banklarda oturup gelecekle ilgili hayal kuruyorduk.щ
Neyse
Bir yerde patlar dediğimiz site ne yazık ki hala olduğu yerde duruyor.

Ama en önemli yıllarımızda hep o bir köşede durdu.
İyi ki doğdun Tiyazar efendi!
Uğraşılmamış temanla, reklam alamayan yapınla, ünlü olamayan kaderinle iyi ki varsın!
Sol’un kalesi, Sağ’ın efendisi olmaktansa bizim arada sırada girip yazdığımız site olmak daha havalı dimi?
Karakterin var hiç olmazsa.
Seni seviyoruz.


Samih Berk Yılmaz



Deli gibi yükseliyoruz

Hayatı Ti’ye aldık ama 5 senede Ne Olmadık?

1) Çevremizdeki bir çok insan ciddileşti partici martici oldu.

2) Hayatı çok ciddiye alan bazıları hemen pes etti paranın yolunu tuttu. Evlendi çocuk yaptı. “Üniversite bizi yanlış kafaya soktu” dedi. “Okuduğumuz bölüm para getirmiyor” dedi. Hatta “boşa okuduk” ve “üniversitenin hiç bi boka faydası yok” dedi.

3) Hayatı çok ciddiye alan ve sahiplenen bir çok kişi de ölüm korkusundan dindar oldu.(Siyasetin de dayattığı bir korku)

Neyse işte! biz böyle olmadık tam…

Berk şu an senaryo yazıyor ben de turizme atıldım. Çok uzak da sayılmam pazarlama reklamlar vs uğraşıyorum işte.

Sadede gelek. 5 yılda Ne Olduk?

1) Siyasi partilerin neyi nasıl yöneteceğini çook iyi bilen, onların salak falan değil de aksine çok okuyan ve insanların psikolojileriyle nasıl oynayacağını, insanların en değerli olan inançlarını nasıl kendi kârına kullanabileceklerini iyi bilen bir topluluk(büssürü kişiler) olduğunu yetişkinliğe eriştikçe daha da idrak ettik. Çok uzun oldu. Kısacası 1984 kitabı gibi işte… Ya da Başkanın Adamları gibi… Tarihi baştan yazmaya çalışıp insanların nasıl düşünmesi gerektiğini onlara Tv, gazete gibi şeylerle ulaştırma taktiği… Sokak röportajlarını izleyin aynı a h*ber gibi konuşan bi ton insan var. Kimse kendi aklıyla konuşmuyor. Hep başkalarının fikirleri… Az zorla beynini de düşün! Neyse işte.. Siyasette futbol gibi bi şey. Tartış tartış aynı bok.

2) Üniversite bize ekmek kazandırmadı belki ama KYK borcu kazandırdı. Hem de ben daha reşitliğe ilk adımı attığımda, daha borç nedir bilmediğim bir dönemde 13 -15 binin altıma imza attırarak… Bak komşunun devletine okumak için para verip cesaretlendiriyor. Bizimki hayata borçla başlattı. Daha reşit olduydum yeni. Bilemedim… 😦 Bileydim bulaşmazdım bu illete… Neyse onu bunu salla da gerçekten de üniversite para kazandırmaz bu devirde, bu zihniyetle belki ama bir dünya görüşü kazandırır. Üniversite okumasaydım vizyonun ne demek olduğunu bilmezdim. Yaşardım belki ama hiç bir şey bilmeden. Sophokles okumadan… Simyacıyla tanışmadan… Tolstoy kafasına gelmeden… Gerçekleri görmeden…

3) Gelelim din konusuna… Korkarak inanmadık severek inanmayı tercih ettik. Doğru olanı takip ettiğinde zaten dünyanın sana bütün güzel yolları açtığına inandık. Zaten kötü bir şey yaptığında en önemli cezalandırıcının “vicdan” olacağını bildik. Hayatın şifrelerini çözme yolunda ilerledik. Bilinçli olduk, mantığın yolunu izledik. Doğrunun yolunu izledik. Yanlıştan ders çıkardık, tekrar eden yanlışın en büyük yanlış olduğunu anladık. Kendimize reis aramadık. Kendimizin Reisi olduk, Kurtarıcı bir Atatürk beklemedik, Atatürk gibi düşündük… Bir adım daha ileriye gitmemiz gerektiğinin farkında vardık. Geçmişimizin bizi kurtaramayacağını; tek çarenin bizde ve bilinçlerimizde olduğunun farkına vardık. Geçmişe saygı ve özlemle… Umut dolu, hayaller ve ütopyalarla dolu bir geleceğe…

Biz belki ti yazar da patlama yaşayamadık ama bilinçlenmede deli gibi yükseliyoruz.

Neyse işte… Selamlar…

Kar amacı gütmeyen kuruluş

Bir Mark Zuckerberg gibi olma gayemiz yok ama yine de siteyi güzel hale getirebilecek kadar, birazcık reklam alabilecek kadar hevesimizi tazeleyecek dokunuşlara ihtiyacımız var. Hiç bir şey yapamazsanız haber gönderin bize de yayınlayalım…

Destekleyin bizi!

Bir Gonyalı Truvalının dediği gibi destekleyin bizi, destek istiyoruz…

 


Mustafa Tunahan Yıldız



 

İşte 2019 verilerimiz:

20.11

En çok okunan haberlerimiz: