LUVİ KRALLIĞI

Luvi Krallığı nedir, nerede kurulmuştur? Luvi halkı, Anadolu’da hangi halklarla ilişkiler kurmuştur?.. 

Tahmini olarak milattan önce 2000-1400 yılları arasında varlığını sürdüren Luvi Krallığı, Batı Anadolu’da kurulmuştur. Luvi Krallığı’nın başkentinin, bugünkü Selçuk olan Apasa kenti olduğu düşünülmektedir.

Luvi Krallığı’nın köklerinin MÖ 2300 civarında Luviler’in Güney Batı Anadolu’da yerleşik yaşama geçmeye başlamalarıyla atıldığı düşünülür. Luviler’in Hint-Avrupa Dil Ailesi’ne ait bir dil kullandığı ve Hitit Uygarlığı ile ilintili olabileceği düşünülmektedir.

Hakkında yeterli ve kesin bilgi bulunmayan Luvi Krallığı, Pisidia bölgesinde Arzavalarla yaşadıkları ve Apasa’da kurulduğu tahmin edilmektedir. MÖ 2 bin yılında kurulduğu düşünülen Luviler, Bronz Çağı Anadolusu’nda Orta Anadoluyu egemenlikleri altına alan Hititlerle etkileşim içine girmiştir. Batıda Ahhiyawalar ve Minoan uygarlıkları, Doğuda Babilliler ve Hurriler ile ilişkiler kurmuşlardır. Luviler’le ilgili ilk kaynaklara da, Hitit yıllıklarında rastlanır. Hitit yazıtlarında Luvi halkından bahsedilirken, ikinci sınıf insan muamelesi yapıldığı görülür.

Luvi Kralı Tarhuntadaru, Arzavalarla yapılan mücadelelerde başarı göstermiş ve Luvi tarihinin en büyük kralı olarak kayıtlara geçmiştir. Ege kıyılarında yaşanan bu güç savaşları, MÖ 1900′lü yıllarda Luvi Krallığı’nın merkezinin güneye taşınmasına neden olmuştur. Bugünkü Adana ve çevresi Luviler’in yeni yerleşim yeri haline gelmiştir.

Luvi Krallığı’nın tam olarak ne zaman yıkıldığı bilinmemektedir. Ancak güneyde Luvi hakimiyetinin sona ermesiyle birlikte MÖ 1400′lü yıllarda Kizzuvatna Devleti kurulduğu ve ülke nüfusunun büyük bölümü Luvi halkından oluştuğu bilinmektedir. Bu bilgi, Luvi uygarlığının da Kizzuvatna’nın kurulmasıyla birlikte yıkıldığı tezini desteklemektedir.

Bazı kaynaklara göre Luviler Anadolu’nun en eski halkıdır. Anadolu kültürüne en önemli katkılarından biri hiyeroglif yazısıdır.

Çivi yazısını Asurlulardan öğrenen Hititler, Luvi uygarlığından hiyeroglif yazısını öğrenmiş ve bu yazı anadolu’nun yerli bir alternatifi olmuştur. Yapılan arkeolojik kazılarda Luvi hiyeroglif yazısıyla hazırlanan Hitit yazıtları bulunmuştur. Uygarlığın adını Hititlerin verdiği ve Yunanların Luvi halkına Pelasgos olarak hitap ettiği bilinmektedir. Luvi kelimesi Hititçe “ışık insanı” anlamına gelir. Luvi Krallığı da “Işık İnsanı Krallığı” anlamına gelmektedir

Güney Anadolu’daki Helen asıllı bölge isimlerinin Luvi dilinde olduğu ve Yunan telaffuzuyla türetildiği ortaya çıkmıştır. Afrodit, Artemis, Apollon ve Kibele gibi tanrı ve tanrıçaların adlarının birçoğunun zamanında Anadolu’nun en yaygın dili olan Luvice olduğu bilinmektedir. Truvalıların da Luvi dilini konuştuğu iddia edilmektedir. İnanç bakımından bakıldığı zaman, Luviler ilk çağ Anadolusu’na önemli etkileri vardır. Luvi tanrısı Men, Frigler ve Lidyalılar da tanrı olarak kabul etmiştir.

Anadoluda Kurulan İlk Uygarlık Luviler mi?

Bilge Umar’a göre onlar Anadolu’nun ilk yerli halkı. Peki bu bulguya nasıl ulaşılmış? Hitit kazıları incelenirken, onların bazı dinsel metinlerinde, bazı mühürlerinde ve anıt kitabelerinin tümünde “nasili” adını verdikleri kendilerine has hiyeroglif yazılarından başka bir dile rastlanmış. İlk başlarda bu yazının Hititlere ait olduğu düşünülse de aslında bu yazının yine kendilerinin onlara bu ismi verdiği Luvilere ait olduğu keşfedilmiş. Bu metnin Anadolu’da Hitit egemenliğinden 2000 yıl önce kullanılmaya başlandığı söyleniliyor. Arkeolog Firuzan Kınal Mersin, Hacılar ve Alişar kazılarından elde edilen bulgulara göre Anadolu’da M.Ö 6000 yıllarında ortaya çıkan Tunç Çağını yine Luvilerin yarattığını söylüyor ve bu görüşü Bilge Umar tarafından destekleniyor.

Truvalılar Luviler mi?

İkinci teori coğrafyamızdan uzak bir yerde yaşayan Luvi Araştırma Vakfı başkanı İsveçli tarihçi ve jeolog Dr. Eberhard Zangger tarafından ileri sürülüyor. Dr. Eberhard Zangger bizleri Afyon’a bağlı Beyköy deki bir tarlada 29 metre uzunluğundaki kireç taşındaki yazıtlara yönlendiriyor. 1878 yılında Beyköy’de köylüler tarlada üzerinde anlamlandıramadıkları şekiller olan bir kireç taşı bulurlar ve caminin temelinde kullanılmasına karar verirler. O dönemlerde bölgede kazı yapan Fransız arkeolog George Parrot yazıtı çözmek için almaya çalışsa da köylüleri ikna edemez fakat taşın üzerindeki şekilleri bir kağıda çizer ve ülkesine döner. Bu metin tam 134 yıl sonra 2012 yılında İngiliz Antik Çağ tarihçisi James Mellaart ın ölümünden sonra arşivlerinin arasından çıkmıştır. Tarihçinin oğlu metnin kopyasını Dr Eberhard Zangger’e verir. Dr Zangger İsveçli ve Hollandalı bilim adamlarından oluşan 30 kişilik bir grupla yazıları çözmeye başlar. Yazıt 3200 yıllıktı ve Tunç Çağına aitti.

Antik metinde Küçük Asya’da (Anadolu’da) yaşayan krallıkların Hititlere karşı bir donanma kurarak Doğu Akdeniz’deki sahil kentlerini nasıl fethettikleri anlatılıyor. Dr. Zangger’e göre Luviler tek bir krallıktan değil geniş bir coğrafyaya yayılan bir düzine krallıktan oluşuyor ve bu durumu pek çok kaynak doğruluyor.

M.Ö 1190 yılında Genç Tunç Çağı krallıklarından Mira’nın kralı Kupanta-Kurunta’nın yazdırıldığı belirtiliyor. Ayrıca metin o dönemde krallıkların Mısır’ı da fethettiklerini anlatıyor. Diğer arkeologlar da bu dönemde denizden gelen insanların etkisiyle o zamanın uygarlıklarının ani ve kontrolsüz çöküşünden bahsediyor.Bununla beraber günümüz akademisyenleri saldırıyı gerçekleştirenleri “Truvalı Deniz İnsanları” olarak adlandırıyor. İsveçli tarihçi ve jeolog Luvice yazılmış bu metinden yola çıkarak aslında Truvalıların Luviler olduğunu iddia ediyor.Ve aslında Truva antik kentinin bilinenden 100 kat daha fazla büyük bir alana yayıldığını söylüyor.

O dönemde güçlenen bu gizemli deniz insanlarına karşı Antik Yunan ve Helenler’in savaş açtığını yine pek çok arkeolog doğruluyor. Zangger’e göre işte bu savaş tam da o dönemlere denk gelen Truva Savaşı ve gizemli deniz insanları da Luvilerdir. Eğer Truvadaki Kara Menderes nehrinin taşkın ovasında 5-6 metre ve Anadolu’nun bazı yerlerinde 10 metre derinlikte kazı yapılmasınıa izin verilirse tezini kanıtlayabileceğini sözlerine ekliyor.

Peki bu iddia kanıtlanırsa ne olur?

Batı Medeniyetlerini sanılanın aksine Yunanlıların değil de Anadolu uygarlıklarının oluşturduğu ortaya çıkar. Yani medeniyetin batıdan bize değil bizden batıya doğru yayıldığı ortaya çıkmış olur ve yalan temellere oturtulmuş bir bilgi aydınlığa kavuşabilir.

Yunanlıların Luviler’den etkilendiği gerçeğini güpegündüz ortaya koyan kanıtlar mevcuttur. Güney Anadolu’daki Helen asıllı yer adlarının kökeninin Luvice olup, Yunan telaffuzuyla türetildiği ortaya çıkmıştır. Kibele ,Afrodit, Apollon ve Artemis gibi tanrı ve tanrıça adlarının birçoğu da yine Luviceye ait.

Ayrıca eski Yunanca sayılan dram, drama, tiyatro, komedya, tragedya… vb birçok sözcüğün de Luvi kökenli olduğu konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Gene o dönemde Truvada Luvice konuşulduğu konusunda iddialarda mevcut. Dr. Zangger bu iddiasını kanıtlamak istiyor fakat bu tezini ortaya attığı günden itibaren engellendiğini belirterek belki de Batının Luvilerle ilgili gizemli kalmış bilgilerin ortaya çıkmasını istemediğini hem direk hem de dolaylı yollarla bize gösteriyor.

Kayıp Mu Kıtasından Kaçmayı Başaran Uygarlıklardan Birisi Luviler mi?

Diğer bir iddia aslında bu uygarlığın kendilerine “Ma”nın uygarlığı adını vermeleri ve güneşe tapınmalarından kaynaklanıyor. Ma kelimesi anne anlamına gelir ve ma ya da mu kelimesinin derin bir ezoterizmi kapsadığı öne sürülmektedir. Dillerinin Hint-Avrupa ailesine mensup olduğu belirtilen Luvilerin kayıp Mu kıtasından kurtulup Asya’ya göçen ve oradan da Batı Anadolu’ya yerleşen topluluk olduğuna inanılıyor.

Yukarıda bahsedilen nedenler dışında bu görüşü destekleyen başka tezler de mevcut.

Luvilerin kullandıkları alfabe İle “Mu insanlarının” kullandıkları alfabenin birbirine çok yakın olması ve Eflatun’un (Platon) Mısırlı bir rahiple görüşmesi. Bu rahip ona M.Ö 9000 yılında Atlantis isminde bir adadan bahsetmiş ve karşı okyanustaki adalara yolculuk yapıldığını anlatmış. Bu da Mu Kıtası batmadan önce oradaki insanların Maya imparatorluğunu kurduklarını buradan da Atlantisi geçtiklerini gösteriyor. Bu aynı zamanda Atlantis üzerinden bazılarının Akdeniz ve Ege kıyılarına çıkıp kıyıları istila ettiğini ve buralarda medeniyetler kurduğu gerçeğini işaret ediyor olabilir. Önceki iddialarda belirtilen kayıp deniz insanlarının bu medeniyetler yani Luviler olduğu düşünülüyor. Bu iddia ile Aztekler’in Mayalar’ın, İnkalar’ın ve Luvilerin aynı kültüre sahip olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Dünyanın dört bir yanında yapılan kazılarda benzer yazıtlara ve şekil ya da resimlere rastlanması bunların bir tesadüften ibaret olamayacağını düşündürtüyor.

Aleviler Luvilerin Torunları mı?

Son iddia Luvilere ,başka komşu devletlerin Aluvi ismiyle hitap ettiği ve ayrıca “a” harfinin kelimenin başından düşürülerek “Luviler “kelimesinin türetildiği görüşünden yola çıkılarak bize çokta tanıdık olan kendilerine “Alevi’ler denilen toplumumuzun belli bir kesimini oluşturan insanların Luvi’lerin torunları olduğu iddiasıdır.

İddialarını sadece kelime benzerliğine dayandırmıyorlar. Alevi kelimesinin de aleve ait yani ışığa ait anlamına geldiğini belirtiyorlar. Osmanlı devletinde Alevilere “Işık Taifesi” denilmesi de bu görüşün doğru olma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Günümüzde de Alevilerin bazı kesimlerinde “Işıkçılık” ve “Işık Aleviliği” kavramları mevcuttur. Luvilerin dinlerini anlatırken ezoterizm anlayışını benimsediklerinden yola çıkılarak bu inanca ait tüm sırların üstün algılama düzeyi olan, belli bir eğitimden geçen kişilere anlatıldığı belirtiliyor.

Belki de inisiyasyon yoluyla bu inanç hala günümüzde de devam etmekte ama tepki görmekten korkulduğu için saklanılmaktadır. Malum inanç özgürlüğü gezegenimizde malesef özde değil sözdedir.Bu görüşü savunanlardan Erdoğan Çınar bu konuyla ilgili bir kitap yazmıştır.

Günümüz coğrafyasında halen kullanılmakta olan bazı dağ, tepe, ırmak adları onlara aittir ve dilimize onlardan geçmiş kelimeler mevcuttur. Aynı zamanda Sagallos antik kentindeki yerli halkla akrabalıkları keşfedilmiştir.

Kültürleriyle ve bıraktıkları miraslarıyla uygarlıkları etkilemiş haklarında bu kadar iddia ortaya atılan Luviler sizce gereken ilgiyi görmüş mü ya da yeterince sesleri duyulmuş mudur?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.