Hindistanı soyup soğana çeviren şirket:”British East India Company”

British east india company 31 aralık 1600-1 haziran 1874 arasında faaliyet gösteren, john watts tarafından kurulan şirkettir. hollanda, fransa, danimarka ve hatta isveç gibi çoğu ülkenin o zamanlar doğu hindistan şirketi (the east india company) adıyla kurulmuş şirketi vardı ancak, en iz bırakan the british east india company olmuştur.

Halk arasında john company olarak bilinir, kendileri ise, yaptıkları aşağılık işleri gizlemek için olsa gerek, isimlerinin önüne honourable sıfatını koyarlar. “akarı yok kokarı yok” denilebilecek, o zamanların en temel ticari emtiaları pamuk, ipek, indigo boyası, tuz, güherçile (potasyum nitrat), çay ve haşhaş gibi ürünlerin ticaretini yapmış ve piyasaları türlü yollarla domine ederek muazzam bir monopole dönüşmüştür. kendi askeri, madeni parası, mahkemesi vs. olan. 

British east india company’nin hindistan üzerinde yıllarca sürmüş ingiliz hükmünde önemli payı vardır

Ticaret için hindistana ilk giren portekizlilerdi. Bunlar 1510’da Goa limanını kurdular ve hint okyanusundaki ticaretten müslümanları süpürdüler. Boş durmaya alışkın olmayan ingilizler 17. yüzyıl başlarında Kraliçe Elizabeth tarafından imzalanmış bir belgeyle Londralı 80 tüccar olarak bu şirketi kurmuşlardır. Amaç portekizlilerle hindistandan yapılan baharat ve pamuk ticaretini kontrol ederek rekabet etmekti. 1619’da mughal/babur imparatoru cihangir batı yakasındaki surat limanına önemli imtiyazlar tanıdı. Sonradan Britanyadan akan hediyeler, rüşvet, ve tıbbi gereçler ingilizlerin hindistan sahilleri boyunca 27 tane daha ticari liman veya “fabrika” açmalarını sağladı. En önemli 3 merkez madras, bombay (bunu portekizlilerden almışlar bir anlaşmayla) ve kalküta idi.

“Fabrika” dediğimiz yerler atölyeler, depolar, ikametgahlar, bahçeler ve british east india company’nin ofislerini içeriyordu. Şirketin başkanı tüm bu fasiliteler üzerinde otorite sahibiydi. Şirket hintlilere gümüş, bakır, çinko, kurşun ve kumaş satarken pamuk ürünleri, ipek, biber başta olmak üzere baharat, şeker ve afyon almaktaydı. Hem hintli hem ingiliz tüccarları bu şirket sayesinde ciddi karlar yapmışlardır. Şirketin birincil amacı kar etmek olduğundan başlarda ülkenin politikasına pek karışılmamış, fazla misyonerlik yapılmamıştır.

Düzensizlik ve şiddet 18. yy başlarında hindistan kırsalını kavurdukça şirketler çalışma alanlarını garantiye alma ihtiyacı hissetmiş, ve siyasi istikrarsızlık sağolsun kendi bölgelerinde politik olarak gittikçe güçlenmeye başlamışlardır.

Hindistanlıların politikadaki zayıflığı fransızların da bengal ve birkaç yerde daha bir french east india company açmasına mahal vermiştir. 1740 ila 1763 arası fransızlarla ingilizler sürekli çatışma halinde olmuşlar ve hindistan da önemli savaş alanlarından biri olmuştur (her iki taraf da sepoy adı verilen yerel halktan oluşan taburlar kurmuşlardır örneğin). Fransızlar karada bir çok zafer elde etmişse de ingilizler denizde fransızların eline vermiş, 1763’te paris antlaşmasıyla fransızların hindistan’daki britanya üstünlüğünü tanıması sağlanmıştır. Buna 1784’teki india act de eklenince ingilizler hindistan politikasında iyiden iyiye söz sahibi haline gelmişlerdir. 

Bu tarihten itibaren hindistan göstermelik prensler, sepoylar ve ingilizlerce eğitilmiş yerliler yoluyla londra’dan yönetilmeye başlanmıştır.

Gelişimine dair

1740’lardan itibaren mughal imparatoru hindistan üzerindeki otoritesini yitirmeye başlar ve olaylar gelişir. 1739’da bir afgan-türk koalisyon ordusuna komuta eden fars prens nadir şah afşar delhi’yi yağmalar. 1747’de ahmet şah abdali’nin komutasındaki ordu kuzey hindistan’ı istila eder. 

Yukarıdaki bölgesel olayların sıkça gerçekleşmeye başlaması üzerine mughalların eski vekilleri kendi krallıklarını teşkil etmeye başlarlar. Özetle, Hindistan bir kaos ortamına sürüklenir.

Hindistan’da yaşayan Avrupalı her zaman yerleşimciler kendi güvenliklerini kendileri sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu gibi tehlikeli zamanlarda güvenliklerini sağlamak için daha yoğun arayışlara girmektedirler. Kaosun iyice büyümesiyle birlikte güvenliklerini sağlamaya yetecek sayıda ingiliz asker bulamadıkları için hindistan’ın yerlilerinden asker tedarik etmeye başlarlar. Bunlar: güneyden telagu köylüleri, batıdan kunbis, merkezi ganj vadisinden de rajputlar ve brahminlerdir. Avrupalılar yerlilere avrupa menşeili silahlar vermeye başlar.

Bu silahlandırma, teoride şirketin malvarlığının güvenliğini sağlamak için gerçekleştirilmiştir. ancak artık pratikte the east india company’nin kendi yerleşim yerleri, kendi diplomatları ve hatta kendi ordusu vardır. the east india company gün geçtikçe kendi meşruiyetini sağlayan bir krallık görünümü ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak

Britanya, Hindistan’ı bu şirket üzerinden 1874’e kadar 250 sene sömürmüş, şirket tasfiye olduktan sonra da Gandhi gelene kadar 75 yıl doğrudan yönetip sömürmüştür. Hindistan halkı ve Gandhi’nin çabalarıyla 1947’de Britanya’nın Hindistan’daki hakimiyeti son bulmuştur. 

Karayip korsanları filminde şirketin ismi sıkça geçer ve gerçekte olduğu şekilde filmde de kötü karakterlerin toplandığı bir deniz şirketidir.

Final yorumu

British east india company, çağdaş küresel sömürgeciliğin ilk örneği ve en önemli sembolü. Aynı zamanda bugünün orta doğu siyasetinin, hatta genel anlamda emperyalizmin yüzyıllardır değişmeyen oyun stilini anlayabilmek için en önemli örnek: önce kilise girdi, sonra tüccarlar, sonra askerler…

Kazananlar ve kaybedenler hiç değişmedi, yüzlerce yıl…

Ekşi Sözlük

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.