Adaletiniz kim?

Şimdi, Kadir Şeker ile ilgili nihai karar üzerinde konuşurken burada Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler finalinde yardırdığı yargı sistemi tartışmalarına falan girmeye gerek yok. Hatta uzun uzun çok bilmiş kelimelere de gerek yok. Saygı sınırlarını aşmamak falan da bir yerden sonra engel teşkil etmiyor. Kadir Şeker bildiğimiz gibi dövülen kadını kurtarmak isterken katil olmuştu. Bugün 12 yıl 6 ay ceza verildi..

Bir dakika önceki düşünceme geliyorum, yani düşüncemi başa alıyorum ve aklımda geçenleri toparlamak istiyorum. Bir gün yolda yürürken adamlığın en düşük modeli olan sözde erkeğin bir kadını dövdüğünü görüyorum. Beynimden hızlıca çözüm üretmeye çalışıyorum. Saniyelik süreç içinde oluyor bu süreç. Ne yapmalı?

Beynimin süzgecinden geçenler:

  1. La olum bırak şunu Allah’ından bulsun pezevenk! Polisi arıyım da o halletsin.
  2. Sokarlar aile sistemlerine, özel hayatılarına! Gidip ayırayım şunları mk
  1. Senaryo:

“Allahından bulsun” dediğim zaman bu yaşamak zorunda olduğum an, gözümün önünden gitmeyecek ve hayatım boyunca ne zaman kötü hissetsem gözümün önünden geçecek… İnsani olarak suçlu hissedeceğim. “O kadına yardım etmeliydim!” Dünyanın adaletinden daha büyük bir sistemin kabul etmediği bir süreç bu. İrademi kullanarak o kadına yardım etmedim ve vicdanen bunun ağırlığını bir ömür çekmem gerekiyor… Aldığım bu kararla polisi aradığımda, polislerin geliş sürelerini ve kadına şiddet konusundaki takındıkları genel tavırdan dolayı kadına yardımının imkansız olacağını bildiğimi de göz ardı etmeliyim…

2. Senaryo:

“Gidip ayırayım şunları” diyerek dünyanın adaletine ve vicdanımın sesine uyarak, insani olarak kavgayı ayırmaya gidiyorum. Karşımdaki beyefendi bir insan değil. “Sana ne lan piç” diyerek karşılık veriyor ve üzerime yürüyor. Kafamın içinde saniyeler içinde iki seçenek daha beliriyor. İslamda İrade-i Cüziyye deniyor buna. Bir yol tercih edersin ve verdiğin karara göre bir yol çıkar önüne…

  1. Sakin ol, geri kaç, başkası için kendi canından mı olacaksın?
  2. Kadını kurtarmak için geldin oğlum, geri vites yapma

Neyse daha fazla uzatmayacağım. Adaletin verdiği karar neticesinde şunu söyleyebiliriz ki: Sistem bizi tepkisizliğe ve bencilliğe itiyor. Korkak ediyor… Pasifleştiriyor… Böyle olmamızı istiyor. Delikanlılık sevmez bu sistem… İyilikle de yürümez bu gemi.

Adaletimiz diyor ki oradan yürüdüğünde böyle bir olay görürsen ilk seçeneği tercih etmelisin. Bugünden sonra “Başına bela mı alacaksın, bak yoluna” diyerek yürüyerek dayak yiyen, çığlık atan kadının yanından yürüyerek uzaklaşmak zorundasın. Bu evine gelen bir hırsızı yaralayıp öldürdüğün zamankine benzeyen bir adalet sistemi…

Yine bir yere varamadık… Yine bir şeyi düzeltemedik… Yine klavye delikanlığından ileriye gidemedik. Ben dünkü gündemi bile hatırlamıyorum. Siz hatırlıyor musunuz? O kadar çok bilinçli şekilde gündem değiştiriliyor ki yarın bunu da unuturuz nasıl olsa…

Şimdi yazımın sonunda diyorum ki kadına şiddete karşı daha da duyarsız olalım…

Nese işte #Adaletinizikim

Mustafa Tunahan Yıldız

mustafatunahanyildiz@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.