Casuslukla Suçlanan Mata Hari’nin Hazin Sonlu Hikayesi

İdamı sırasında kurşuna dizilirken 12 askere öpücük gönderdii… 12 asker sadece 4 mermiyi isabet ettirebildi.

1917 yılında bugün Hollandalı bir kadın, Alman Mahkemesi’nin kararı ile kurşunlara dizilerek idam edildi. Adı Mata Hari olan bu kadın 1. Dünya Savaşı esnasında hem Fransız hem İngiliz hem de Rus devlet adamlarından gizli bilgi toplamakla suçlanıyordu. Ancak Hari’yi diğer casuslardan ayrı kılan bir özelliği vardı. Mata Hari Avrupa’nın bir dönemine egzotik danslarıyla damga vurmuş, Fransız sosyetisinin hakkında sıkça konuştuğu meşhur bir isimdi.

Mata Hari kimdir?

Mata Hari 7 Ağustos 1876 da Hollanda’da doğdu. Gerçek adı Margaretha Geertruida Zelle idi.Babası tanınmış tüccarlarda, annesi ise zengin, güzel ve kibar bir kadındı. Margaretha’nın babasının küçük bir kasketçi dükkanı vardı. Bir gün iflas edince komisyonculuk yapmaya başladı. 18 yaşına gelince Leyden şehrinde öğretmen okuluna gitti. Burada okul müdürü, güzel öğrencisine aşık oldu. Fakat Margaretha’nın, yaşlı müdürün masallarını dinleyecek zamanı yoktu. Bir süre sonra okulu bırakarak La Haye’de oturan amcasının yanına gitti. Aklında fikrinde bir subayla evlenmek vardı.

Bir gazetede gördüğü evlenme ilanına olumlu cevap verdi. Bu ilanı Hollanda sömürgesi olan Endonezya’da görevli Yüzbaşı Rudolf McLeod, canının sıkıldığını söylediği arkadaşları ona evlenmesini önerdiği için vermişti. Yüzbaşının aldığı on beş mektuptan yalnız birinin içindeki resim dikkatini çekti. Margaretha ile ilk görüşmelerinden sonra Amsterdam’da evlendiler. Bir yıl sonra Norman adını verdikleri bir oğulları oldu. 1 Mayıs 1897’de Rudolf ile Margaretha Cava’ya gittiler. Cava’da kaldıkları süre içinde bulundukları coğrafyanın sosyolojik atmosferinden oldukça etkilenen Margaretha değişmeye yüz tutmuştu. Bir süre sonra da Marie Jeanne adını verdikleri bir kızları oldu.

Kızlarının doğumundan sonra zehirlenerek ölen oğlu Norman onun hayatını altüst etmeye yetti.1902 yılında karı-koca Hollanda’ya dönerek boşandılar. Rudolf, karısına ayda 100 florin nafaka veriyordu. Fakat bu para Cava’da geçen mahrumiyetlerin acısını çıkarmak isteyen genç kadın için yeterli değildi.

1903 sonlarına doğru Paris’e geldi. Artık kararını vermişti; hayatı aşkla dans etmekten ibaret olacaktı. 13 Mart 1905’te Mata Hari adını kullanmaya başladı. Mata Hari Malay dilinde “şafağın gözü”, Hint dilinde ise “şafağın gözbebeği “anlamına geliyordu. Guimet Müzesi’nde düzenlenen ve seçkin davetlilerin bulunduğu bir ortamda Hintlilerin kutsal danslarını canlandırdı. Gösterinin sonunda kendinden geçip bayılınca, izleyiciler üzerinde büyük etki yarattı. Davetliler yalnız güzelliğine değil danstaki başarısı ve derin bilgisine de hayran kaldılar.

Zamanın yüksek sosyetesinde söylenenlere göre Mata Hari, Hindistan’ın güneyinde, Malabar sahilinde doğmuştu. Babası Brahman sınıfından bir din adamı, annesi de bir rakkase idi. Kanda-Swany tapınağının mahzenlerinde küçük yaşından itibaren kendisine kutsal danslar ve usuller öğretilmişti. Baş rakkase, Mata Hari’de olağanüstü yetenekler sezdiği için onu Tanrı Şiva’nın hizmetine adamayı kararlaştırmıştı. Parisliler böyle biliyordu bu da Mata Hari’nin hoşuna gidiyor hiç bozmuyordu.

1912 yılında Fransa’da vatanseverlik bir mezhep haline gelmişti. Herkes, her yerde casuslar görür gibi oluyordu. Bu bakımdan casusluk ve istihbarat işleriyle uğraşan 2. şube, Mata Hari’yi gözaltına alarak hakkında dosya açtı. Dikkatli takipçiler, Mata Hari’nin Guimet Müzesi’nde ilk dans ettiği sırada Alman Sefiri Prens Radolin’in kendisine fazla iltifatta bulunduğunu gözden kaçırmamışlardı. Alman Sefirinin, bale üstadı casus Sarocco ile sıkı fıkı olduğunu biliyordu. Neuilly’deki villasında kimliği pek iyi anlaşılamayan bir Alman subayı ile uzun süre yaşadığı da biliniyordu.

Fransız, İngiliz, Rus subay ve devlet adamlarından topladığı çok gizli askerî bilgileri kızına yazılmış masum mektuplar halinde özel diplomatik kurye ile Paris’ten Almanlara ulaştırıyordu.2 Eylül ile 2 Kasım 1916 tarihleri arası, şüpheleri üzerinde toplayan bu kadının genç havacılarla düşüp kalktığı tespit edildi. Fakat aleyhine en ufak bir delil elde etmek mümkün değildi. Bu durumda, Mata Hari’nin sınır dışı edilmesi kararlaştırıldı ve Yüzbaşı Ladoux emri iletmekle görevlendirildi.

Mara Hari bu emir üzerine Fransa’ya bağlı olduğunu söyleyerek, hatta bunu ispatlamak için çok samimi olduğu Alman Veliahdı ve Brunsvik Dukası’ndan edindiği bilgileri Fransızlara aktarabileceğini söyledi. Ladoux, bu teklifi derhal kabul etti ve Mata Hari’nin İspanya’ya giderek, oradan İngiltere’ye geçmesi kararlaştı. Mata Hari İngiltere’ye ayak basınca, SIS (M16) onu tekrar İspanya’ya iade etti. Bu arada Mata Hari’nin Fransız emniyet servisleri talimatıyla Brüksel’de temas kuracağı altı ajandan biri tam o günlerde Almanlar tarafından yakalanarak kurşuna dizilmişti. Bunun üzerine SIS, Fransız ikinci şubesine yazdığı bir yazıda, Mata Hari’yi Brüksel’deki bir ajanın idamından sorumlu tutmak gerektiğini bildirdi. Ancak Fransızlarda hâlâ Mata Hari’yi yakalamak için yeterli delil yoktu.

Courtesy of Susan Wolf “Mata Hari: The Naked Spy” explores how Margaretha Zelle transformed herself into Mata Hari.

Madrid’te de davranışları şüpheyi davet etmekten geri kalmıyordu. Mata Hari, Alman kara ve deniz ataşelerine metreslik ediyorken tesadüf olarak aynı günlerde Alman denizaltıları müttefik gemileri batırmış oluyorlardı.

Mata Hari, 2 Mayıs 1917’de, Paris’e dönmeye karar verdi. Dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini önerdiler ama hiç birine kulak asmadı. Kendini suçsuz görüyordu ve korkacak bir şeyi yoktu.

Alman askerî ve denizcilik istihbarat başkanlarıyla toplantılara katıldığı Madrid’den Paris’e döndü. Fakat Mata Hari’nin Paris’e hareket ettiği sıralarda Madrid Alman Askeri ataşesi von Kalle, Hollanda’daki Alman casusluk teşkilatı şefine bir telsiz göndererek H21 rumuzlu bir ajana Paris’te Comptoir National d’Escompte aracılığıyla 15 bin pezetalık bir havale göndermesini bildiriyordu.

Fransız haber alma teşkilatı bu mesaja ulaşıp okuyunca havale sahibinin Mata Hari olduğunu gördü ve bunun üzerine Hari 13 Şubat 1917’de yakalandı ve tutuklandı.

Madrid dönüşü alacağı 15.000 İspanyol pesosu tutarındaki çek, tutuklandığı zaman üzerinde bulundu. Bir diğer delil de, 1915’te Fransa’ya dönmesinden önce Alman Gizli Servisi’nden aldığı 30.000 marklık senetti. Mahkemenin söz konusu paralarla ilgili suçlamasını, “Hediye aldım” diyerek reddeden Mata Hari, kuvvetli delil bulunamamasına rağmen idama mahkûm edildi.

İdama giderken gayet soğukkanlı olan Mata Hari, “Bu Fransızlar beni öldürmekle ne kazanacaklar, savaşı mı kazanacaklar?” diye yanındakilere dert yanmıştı. 15 Ekim 1917’de kurşuna dizilirken gözlerini bağlatmadı.

Courtesy of Susan Wolf “Mata Hari: The Naked Spy” explores how Margaretha Zelle transformed herself into Mata Hari.

Mata Hari 1917 yılında idam mangasının karşına çıkarken son kez bluzlarının düğmesini sökmüş bu yüzden idam 5 dk geçikmiş.

Daha sonraları Fransız savcı Andre Mornet şöyle demiştir.

“Bırakın idam etmeyi bir kediyi bile kamçılatacak delil yoktu…”

Orjinali Rusça olan Mata Hari isimli diziyi İngilizce altyazılı olarak izleyebilirsiniz (Diğer bölümleri youtube üzerinde sırayla çıkacaktır)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.