Dünyanın 7 Harikası Nedir?Türkiye’de Yer Alan Eserleri Nelerdir?

Dünyanın Yedi Harikası, kökeni Antik Dönem’e kadar giden çok özel yapılar ya da anıtların listesidir. Bu liste ile ilgili en eski bilgiler tarihci Herodot’a (MÖ 450’ler) kadar geri gitmektedir. Dünyanın Yedi Harikası olarak bilinen tam bir liste MÖ 2. yüzyılda yaşamış olan Antik Dönem yazarı Sidonlu Antipatros’un Akdeniz ve Yakın Doğu için yazdığı bir gezi rehberinde yer almaktadır. Söz konusu bu liste, zaman içinde her dönemin kendi toplumsal alışkanlık ve algılamaları nedeniyle sürekli değişikliğe uğramıştır.

Roma’da yaşamış olan Sidonlu Antipatros’un günümüzde de halen kabul edilen Dünyanın Yedi Harikası listesindeki eserler sırasıyla şunlardır:

Babil’in Asma Bahçeleri,

Güneş Tanrısı Hellios’un Rodos Adası’ndaki heykeli,

Kral Mausollos’un Mezarı (Halikarnas Mozolesi),

İskenderiye Pharaos Ada’sındaki deniz feneri,

Mısır Gizeh piramidleri,

Efes Artemis Tapınağı

Olimpia kentindeki Zeus Heykeli.

Günümüzde Dünyanın Yedi Harikası arasından sadece Gizeh piramidleri ayaktadır. Diğer eserlerin hepsi deprem, yangın ve savaş gibi felaketler sonrasında tümüyle yok olmuşlardır. Türkiye’de bu listeden iki eser Halikarnas Mozolesi (Kral Mausoleus’un Mezarı)ve Efes Artemis Tapınağı) yer almaktadır.

Türkiye’de Yer Alan Eserler

Halikarnas Mozolesi (Kral Mausoleus’un Mezarı)

Muğla ilinin, Bodrum ilçesinde bulunmaktadır. Kariya bölgesi satrabı ve küçük kralı
Mausoleus’un mezarıdır. İlk olması nedeniyle bundan sonra aynı stilde inşa edilmiş mezar anıtları mozole olarak adlandırılmıştır. MÖ 368’de yapımına başlanan anıt MÖ 350’de bitirilmiştir. Anıt mezarın yapım emrini Mausoleus’un yerine karısı ile kızkardeşi Artemissia, Mausoleus’un, hükümdarlığının son yıllarında verirler. Anıt, Mausoleus’un ölümündenüç, Artemissias’ın ölümünden bir yıl sonra sanatçıların inisiyatifleriyle tamamlanmıştır. Geniş kayalık bir teras üzerinde yer alan anıt 32 m x 38, 40 m ölçülerinde ve 46 m yüksekliğindedir. Temeli volkanik yeşil bir taştan yapılmış, yüzeyi mermerle kaplanmıştır. Her basamağın önüne kahramanlara ait büyük heykeller yerleştirilmiştir. Anıtın çatısı 24 basamaklı, 7 m yüksekliğindeki bir piramitle kapatılmıştır. 24 basamak, kralın 24 yıllık hükümdarlığına işaret etmektedir. Anıt, MÖ 2. yüzyılda yaşamış Sidonlu Antipatros’dan beri, etkileyiciliği, değerli heykel ve rölyefleriyle (kabartma) Dünyanın Yedi Harikası arasında yer alan eserlerin en önemlisi olarak kabul görmüştür.

Anıt, pekçok Antik Dönem yazarları tarafından ele alınmıştır. Bunlardan MS 75’lerde Yaşlı Plinius’un ünlü Doğal Tarih isimli eserinde verdiği Mausoleum tanımı, en önemli tanımlama olarak kabul edilmektedir. Günümüzde bile yapılan yeniden canlandırmalarda (rekonstürksiyon) bu tanımlamalardan yararlanılmaktadır. Plinius’un anlattıklarından, Mausoleum’u öne çıkartan özelliğin heykeltıraşlık eserleri olduğu anlaşılmaktadır. Plinius, her birinin yapının bir tarafından sorumlu olduğunu belirttiği dört ünlü Grek heykeltıraştan söz eder. Önemli Antik Dönem kaynaklarından Roma Dönemi’nin ünlü mimarı Vitruvius, eserin ayrıntılarına ilişkin çok farklı bir şey söylemese de yapıda çalışan dört heykeltıraş ismi verir. Bu isimlerden biri Plinuis’un verdiği isimlerden farklıdır. Araştırmacılar bu ismin bir yanlışlık sonucu belirtildiği konusunda görüş birliği taşımaktadırlar. Anıt 16. yüzyıldan itibaren temellerine kadar sökülüp yurt dışına götürülmüştür. Mozolenin 12. yüzyıldaki bir deprem sonucunda büyük oranda yıkıldığını, ancak temellerinin Ortaçağ boyunca koruna geldiği bilinmektedir. 1404’de ve 1523’de Saint Jean şövalyeleri anıtın taşlarını Bodrum Kalesi’nin yapımında kullanmışlardır. Hiç kuşkusuz bu tahribat ile şövalyelerinin Kıbrıs’ı kaybettikten sonra Rodos adasına geri çekilmeleri ve adanın Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilmesinin ardından Rodos’u terk etmek zorunda kalmaları arasında bir bağlantı vardır. Kalenin 1404’de yapılan eski bölümlerinde, mozoleden çıkarıldığı anlaşılın tipik gri-yeşil kare taşlar, mimari parçalar ve rölyefler açıkça görülebilmektedir. Ancak 1497-98 yılında Anadolu’yu ziyaret eden İtalyan Bernardo Michelozzi ve Bonsignore Bonsignori notlarında mozolenin ana bölümlerinin yerinde
olduğunu belirtmişlerdir. Pekçok mimari parça ile heykeller bu ve sonraki dönemlerde
Avrupa’ya götürülmüştür. Ancak, Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan eserin bütünüyle tahrip edilmesi 1523’de olmuştur. Kaleyi onarma emri alan kale komutanı de la Tourette, mezar odasının bulunuşunu ve tahribatını notlarında ayrıntılı bir şekilde yazmıştır. 18. yüzyıldan itibaren, Antik Dönem edebiyatçılarından Büyük Plinius’un mozole ile ilgili yazdıklarından yola çıkılarak anıtın yeniden tasarımı (rekonstürüksiyonu) yapılmaya çalışılmıştır. Söz konusu bu tür çabalar pek çok farklı ve fantazi dolu mozole resimlerinin yapılmasına neden olmuştur. Buradaki arkeolojik çalışmalar ilk kez 1857 yılında İngiliz C. T. Newton tarafından gerçekleştirilmiştir. Kazılarda temele ait bazı mimari parçalar ve heykeller ortaya çıkmıştır. Ancak gerçek anlamda mimari bir planı ortaya çıkartabilecek buluntular ilk kez Danimarkalı arkeolog Kristian Jeppesenn’in 1966 -1977 yılları arasında gerçekleştirdiği kazılarından elde edilmiştir. Halikarnas Mozolesi’nin mimari parçaları ve heykelleri Londra’daki British Museum’dadır. Günümüzde ise, mezar odasının girişini kapatan iki tonluk dikdörtgen bloklardan biri mezar odasına giden koridorun içine yerleştirilmiş bir şekilde görülmektedir. Eserlerin büyük bir çoğunluğu 1846 yılında Padişah Abdülmecit’in izniyle, İngiltere’nin İstanbul büyükelçisi Lord Stratford Canning tarafından, Bodrum Kalesi’nin duvarlarından sökülerek Londra’ya götürülmüştür. Bodrum’da ise buradan götürülen eserlerin sadece alçıdan kopyaları sergilenmektedir

Efes Artemis Tapınağı

Tapınak, İzmir ili Selçuk ilçesindeki Efes antik kent sınırları içerisinde yer almaktadır.
1895 yılından beri yapılan kazılarda Artemis Tapınağı’nın pekçok farklı evreleri tespit
edilmiştir. Buna göre en eski tapınak MÖ 8. yüzyılda ahşap konstürüksiyonludur. Araştırmacılar bu dönemdeki tapınak yapısını yapım evrelerine göre A ve B olarak ikiye ayırmaktadır. MÖ 7. yüzyılda Tiran Pithagoras tarafından yeniden yaptırılmaya başlanan vearaştırmacılar tarafından Tapınak C olarak adlandırılan yapı bitirilmeden kısa bir süre önce su taşkınları tarafından tümüyle tahrip edilmiştir.

Tapınak D olarak adlandırılan yapının inşasına ise MÖ 580’lerde başlanmıştır. Bu
yapının mimarları Knossoslu Chersiphron ve oğlu Metagens’dir. Lydia kralı Kroisos’un
bazı sütunlarını bağış olarak yaptırdığı tapınağın inşası 120 yıl sürmüştür. Yapı, bataklık bir alanda inşa edildiği için inşa aşamasında pek çok sorunla karşılaşılmıştır. Bu alanda arkeologlar tarafından yapılan derin sondajlardaki bulgular, Antik Dönem yazarlarının, inşa edilecek bataklık alanın yapım öncesinde yanmış ahşap ve deri kaplamayla düzeltildiği bilgisini doğrulamıştır. En ünlü ve en çok tanınan 19 m yüksekliğindeki D Tapınağı 106 adet İyonik mermer sütundan meydana gelmiştir. Tapınağın temeli 111, 7 m X 57, 3 m ölçülerindedir. Tapınak girişindeki bazı sütunların alt kısımları rölyeflerle süslenmiştir. Tapınağın içindeki küçük odacıkta (cella) yer alan iki metre yüksekliğindeki Artemis Heykeli asma kütüklerinden yapılmış, altın ve gümüşle kaplanmıştır. Tapınağın çatısı sedir ağacından inşa edilmiştir. Antik Dönem’in önemli filozoflarından Heraklitos Logos (us=kavrama) isimli eserini ilk kez bu tapınaktaki Artemis sunağında okumuştur. Tapınak 21 Temmuz 356 yılında ismini ölümsüzleştirmek isteyen Herostrastos isimli bir deli tarafından yakılmıştır. Antik dönem söylencelerine göre yangının olduğu gece Büyük İskender dünyaya gelmiştir. Daha sonraları Büyük İskender tapınağın yeniden yapımı için para yardımında bulunmuştur. Yeniden yapılan ve tapınağın son yapım evresi olan E yapısını, Efesli mimarlar Demetrios, Paionios ve Krirokrates tarafından gerçekleştirilmiştir.
Eski tapınağın aynısının yeniden inşası amaçlanmış olsa da bazı değişiklikler yapılmıştır. 18 metre yüksekliğindeki tapınağın kapladığı alan biraz daha büyütülmüştür. Kullanılan mermer sütun sayısı da 117’ye çıkartılmış, tapınağın çatısı taşla kaplanmıştır. Antik Dönem’in en ünlü mimari Plinius, desenli sütunların üstünde 36 rölyefin yer aldığını belirtmiştir. Bu son dönem tapınağının yapımı da yaklaşık 100 yıl sürmüştür. Havari Paulus MS 55 yılında Efes kentini ziyaret ettiğinde, Artemis kültünün ve tapınağının ekonomik olarak yıkılmakta olduğunu gözlemlemiştir.
Bu görkemli yapı, Romalı İmparator Gallienus’un zamanında MS 268 yılında Gotların
saldırıları sonucunda tümüyle yıkılmış, kalıntıları ise çevrede yaşayanlar tarafından yapı malzemesi olarak başka binalarda yeniden kullanılmıştır. Antik Dönem’in en önemli dini merkezi olan Artemis Tapınağı, daha ilk dönemlerden itibaren, o dönemin kutsal yolculuklar yapan turistlerinin yoğun ilgisini çekmiştir. Tapınağın geliri de büyük oranda bu ziyaretçiler ve hemen yakınlardaki kutsal limanı kullanan gemilerden elde edilmiştir. Tapınak, açık avlusunda bir araya gelen tüccarların buradaki satıştan elde ettikleri kârlarının bir kısmını da almıştır. Söz konusu tüccarlar, tanrıçanın kült heykeli ve tapınağın gümüşten minyatürlerini gelen ziyaretçilere satarak para kazanmışlardır. Ayrıca yine bu alanda, gelecekten kehanetler veren falcılar, parça kurban eti satan rahipler de bulunmaktaydı. Kutsal alanda yapılan kazılarda çok yoğun olarak hayvan kemikleri bulunmuştur. MÖ 334 yılında Doğu seferine çıkan Büyük İskender, Efes kentine geldiğinde henüz 22 yaşındadır. Büyük İskender’in, yeni restore edilmiş Artemis Tapınağı’na babasının heykelini diktirdiği bilinmektedir. Efeslilere kendisini sevdirmeyi amaçlayan Büyük İskender, adının tapınağa yazılması koşuluyla para yardımı yapacağını belirtmesi üzerine, akıllı bir Efeslinin, bir tanrının bir başka tanrıya bağış yapmasının yakışıksız olacağını diplomatik bir dille ifade etmesiyle bu durumun önüne geçilmiştir. Artemis Tapınağı bir yandan da filozof, şair ve sanatçıları kendisine çekmiştir. MÖ 6. yüzyıl filozofu Herakleitos’un, insanlardan değil de insanlıktan kaçmak için buradaki kutsal mekâna sığındığı anlatılmaktadır. Günümüzde, bataklık alanındaki tapınaktan sadece yeniden dikilen bir tek sütun görülebilmektedir. Kazılarda bulunan eserler ve Artemis Heykeli’nin kopyası Selçuk’taki Efes Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.