HEDEF 2023 NEDİR? 2023 DE TÜRKİYE’DE NELER OLACAK?

Son dönemlerde 2023 hedefi nedir diye soranlar buna cevap aramaya başladı. Ancak geleceği görmek için geçmişe bir bakmak gerekir. Günü, gündemi doğru yorumlamak gerekir. Sahi neler oldu? 2023’de gerçekten neler olacak? Hedef 2023 nedir? İşte beklenilen 2023 hedefi… Hedefe geçmeden önce bugünkü çoklu particilik ne durumda ona bir bakalım…

Ülke tiyatro sahnesi gibi oldu. Senaryoları kendileri yazıp kendileri oynuyor. Halkın Netflix izlediği, maçlarla, telefondaki oyunlarla zamanını geçirdiği periyotta kendi çıkarlarına kararlar alıp kimseden izin almadan ülkeyi çoktan vadesi dolmuş, gerici, tek hükümdarlık dönemine sürüklediler. Halkın nabzı falan kalmadı. Halkın gücü diye bir de şey yok. Zihinleri uyuşmuş bir halk var. Gündem, bizim gibi ülkelerde bir günde on kez değişebilir. Bunlar zaten bilinenler…

Zamanında, tek partili Chp’nin yaptığı tüm yanlışların üzerinden geçerek sağcılığın da, solculuktan bir farkı olmadığını yıllardır kanıtlıyorlar. Atatürk heykellerine kızıp Tayyip heykelleri dikmeye başladılar. Atatürk ile ilgili kötü söz söyleyenleri hapse tıkıyorlar diye sinirlenip Tayyip ile ilgili kötü söz söyleyeni hapse atmaya başladılar. Kapalı kızlarımızı üniversiteye almadılar diyerek açık girenleri derse almamaya başladılar. Yan yan bakıp arkasından da iftira atabiliyorlar. Tecavüz de kızın açık olmasını bahane edebilecek kadar alçalabiliyorlar. Ülkede dünya sıralamasında ilk 500’e giren tek üniversite kalmayana kadar vasıfsız rektörleri atayıp durdular. Ve başarılı da oldular. Ülkedeki üniversite isimlerini, köprü isimlerini, sokak isimlerini, mahalle isimlerini, stat isimlerini kafaları ne istediyse ona göre değiştirdiler. Tarihi kendi istedikleri gibi yazmaya başladılar. (Tarihi baştan yazdılar, iyi de bana ne diyen Duman’ın öngörüsü… Şarkının devamı en aşağıda)

Zaman geriye doğru akmaz. Bunu anlayamadılar. Osmanlı’yı beyinlerinde çok güzel tasavvuf eden hayaperest, çıkarcı kısımın yüzde 60’ı tıpkı Osmanlı’daki gibi gizlice evlerinde alkollerini yudumlamaya devam ediyor. Yandaş telvizyonlar 1984 kitabındaki gibi yargı dağıtıp, nasıl düşünmesi gerektiklerini, kendilerine politika ile ilgili bir şeyler sorulduğunda nasıl cevap vermesi gerektiğini bir bir anlatıyor. Bunu dinleyen yüzde 40 kesim sokaklarda politikacı kesilebiliyor. Tek dayanağı ise kendilerine beyinlerine kazılmış yandaş televizyonlarda dinledikleri… Yüzde 40’lık bu oran da kendisini hayata kaderin sillesine bırakmış saf yurdum insanı… Bana dokunmasın, dinime laf atmasın diyen kısım… Yönlendirilmesi kolay, etkilemesi kolay insanlar. Onlara dinle ilgili güzel iki cümle kurarak yaptığın kötülükleri gizlersen onları çok rahat kontrol edebilirsin… (Ancak yönlendiren kişilerin dikkatli olması gerekir. “Bakara Makara” derken yakalanmaman gerek!) Bu yüzde 40’lık insanlar kötü değiller. Ama yüzde 60 çıkarcı tüm kötülüklerini gizli gizli yapan kesim işte gerçek kötü bunlar. Ağızları dualar okur, gece karısını aldatır, tatillerini Antalya’nın lüks otellerinde yabancı kadınların parfüm kokularının peşinde geçer, ellerinde vodka, bira eksik olmaz. Ultra her şey dahil otellerin tüm imkanlarını kullanırlar. Eşlerine de arkadaşlarıyla tatile gittiklerini söylerler. Farklı şehirdeki bir politikacısı İstanbul’a gelip Aksaray’da siyahi kadınları alıp Sultanahmet’in butik otellerine atarlar. Ve çıkarken de bu kadını beğenmediğini itiraf edip yüz buruştururlar. Yine başkentte bir büüyk politikacı bir kızı iş vaadiyle şehrine çağırıp ondan faydalanmaya çalışabilir. Evet bahsettiğim kısım, bu kısım… Aynı düşüncede ki çoğu kadında bu erkekleri sever. Gizli gizli gönül bağı kurarlar. Gizlilik bu mecliste çok özeldir. Tıpkı Osmanlıda olduğu gibi tüm bu işler gizli döner… Genelde sağcı da olsa solcu da olsa paranın ve gücün, iktidarın verdikleriyle egosu kabarmış, hayatın sefahatini seven tipler. Şuan meçhul partinin büyük çoğunluğunu oluşturan gençlik kısmı ve orta yaş kısmını oluşturan şahıslar… İnce sakallı telefonunda erkek isimleriyle kayıtlı en az beş sevgilisi olan tipler…

CHP, içindeki yüzde 40 şeffaf insanlardan oluşur, yasakladığı şeyleri yapmaz. Kalplerinde merhamet beslemeye çalışırı. Akıllı insanlar, okuyan insanlar, gezen ve paylaşmayı seven insanlar, insan ayrımı yapmamaya çalışırlar ancak gericileri hiç sevmezler… Güzel giyinirler, enerjileri yüksektir. Her şeyi yanlışı bile bağıra bağıra yaparlar. Toplumu iplemezler. Tek eksiklikleri biraz fazla egolu olurlar ve çok insan seçerler kendi düşüncesinde olmayanlara yukarıdan bakarlar. Chp’nin içindeki yüzde 60 da boş insan var. Bilinçsiz, kitap okumayan. Her yerini Atatürk resimleri kaplayan ama bilinçsiz, geri kafalı… Hayatı boyunca nutuk okumamış, Atatürk’ün dediklerinden hiç bir şey anlamayan özgürlük karşıtı, tarih bilmeyen bir çoğunluk… Bunlar iş yerlerinde üst kısımlardaysa alttakinin üstüne basmaya çalışır. Ağır egoludur. İnançsızdırlar sadece Tanrıya değil, hayata mutluluğa, çalışma etiğine saygıları yoktur. Kalpleri kararmıştır… Robotlaşmış insanlardır, sisteme güvenirlerse köleliği umursamazlar. İşçi tarafını hor görürler. Bir şehrin çoğunluk oylarını alırlarsa kesinlikle o şehirde çalışmazlar. Şehri bok götürür. Ama eğlenceye düşkündürler… Eşlerini aldatırlarsa vicdan yapıp yakalanırlar. Bir daha yapmazlar. Ama o zamana kadar evlilikleri bitmiş olur. Çünkü bu tarafın kadınları çok güçlü ve kararlıdır. Kendi ayakları üzerinde rahat dururlar. Mevkiye düşkündürler, herşeyi bildiklerini sanan bir halleri vardır ancak pek de bir şey bilmezler… Ve başlarındaki şahsiyet büyük bir Ak partilidir. Büyük bir koltuk sevdalısıdır. Hiçbir şekilde başarısızlığını kabullenmez. Hem zayıf hem de kukladır…

MHP’nin bir duruşu vardı. Ocakların bir ağırlığı vardı. İçindekiler delikanlı gençlerden oluşuyordu. Külhanbeyli adamlar çoktu. Ancak başlarındaki şahıs zamanında “ötazaltıkentnikpörson” veya “benim piskevitim neden yok” derken en çok kendileriyle dalga geçen, kendisine çocuğu olmayan adamın kalbi de olmaz diyen ak partililere şimdi yardakçılık yapıyor. Ocakları kapatmasına göz yumuyor. İşte Mhp’nin yüzde 60’ını oluşturan hükümet taraflı, çıkarcı insanlardan oluşur, içinde milliyetçilik aleviyle tutuşan yüzde 40’lık delikanlıların içi buruk…

Çoklu particiliğin son durumunu özetledik… Peki Hedef 2023 nedir? 2023’de bu ülkenin başına neler gelecek?

Bugün 20.03.2021 “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” yani İstanbul Sözleşmesi feshedildi. Cumhurbaşkanlığı imzasıyla resmi gazetede yayınlandı. Bundan böyle bu ülkede kadınlar resmi olarak 2. sınıf vatandaştır. İşte açıklıyorum Hedef 2023 demek “Road to IRAN” demektir. Yani Hedef 2023 demek, 2023’de Türkiye İslam Cumhuriyeti ilan edilecek demektir. Tıpkı 1979’da İran’da olduğu gibi… Ahlak polisleri sokaklarda gezecek demektir… Atütürk’ü ağızlara almak yasaklanacak demektir… Demokrasi son bulacak, anayasa tekrar yazılacak demektir… Kısacası 2023 de bir Ortadoğu ülkesi olarak ileriye doğru gidilen zaman geriye doğru akacak… alkol yinr tüketilecek hem de her şey olduğu gibi devam edecek ama herşey gizli saklı bir şekilde… Zenginler bugünkü İran, Arabistan presleri gibi 15 kadınla yatlarında ya da lüks evlerinde takılacaklar. Osmanlıdaki gibi gizli saklı el altından alkol satışları devam edecek. Konaklarda kadın pazarlamaları sürecek. Bakanlar vs hepsi kafasına göre… Ama halk köleleşmeye devam edecek… İranlıların Gavur şehri dediği Antalyaya direkt uçmaları yasak ancak onlarda Isparta havalimanına gelip ordan Antalyaya geçiyor… Neticede bugüne kadar yasaklanarak hiç bir eylem durdurulabilmiş değil… Yasak elma hep tatlı kalacak. Ama karanlık bir dönem bizleri bekliyor… Biz bu zamanlar geldiğinde tüm devrimler gibi bu devrimde de mecburen zihnimiz uyuşuk olarak bize vaad edilen kurallara göre evrileceğiz. O gün herşeyin farkına vararak vahlar edeceğiz. Ama herşey için çok geç olacak… Ama her saçma devrim gibi bir gün bir Atatürk daha çıkacak belki 40 ya da 50 yıl sonra… Çünkü zaman asla geriye doğru akmaz. Düşünceler de zaman gibi devamlı gelişmek ve ilerlemek zorundadır. Her şey tekrar yenilenmeye gidecek. Bu sefer solcu kısım da yaşadıklarının acısını haklı olarak sağcılardan çıkaracaktır… Bu durdurulamaz çark tarihin en başından günümüze kadar bu coğrafyanın kaderidir…

Geleceği ve olacakları tam olarak bilemeyiz ama şurası açık ki meçhul kişi öldüğünde bu ülkedeki en kalabalık cenazelerden birisi olacak. Ancak aynı zamanda bu coğrafyada en fazla nefret edilen kişi de o olacak. Sevilmeyen değil, nefret edilen…

İYİ DE BANA NE

Yepyeni bir insanımız var
Akıl yolundan öylesine uzaklar
Aralarında hoş bir uyum var
Ayıp değil mi, hiç mi umursamazlar

Altınlarınızı çaldılar
Topraklarınızı verdiler
Tarihi baştan yazdılar
İyi de bana ne

İnsanlığımızı ezdiler
Aydınlığımızı kestiler
Ülkeyi çoktan sattılar
İyi de sana ne”

Duman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.