Battal Gazi Destanı Nedir? Battal Gazi’nin Külliyesi Nerededir?

Battal Gazi Cüneyt Arkın sayesinde Türkiye’nin süper kahramanı haline geldi. Battal Gazi hem İslami hem de Bizans kaynaklarında ismi geçmiştir. Gerçek bir kişiliktir. Zamanında Bizans’a gerçekten de kafa tutmuş İstanbul surlarına kadar gitmiş bir kahraman… Peki herkesin merak ettiği Battalgazi kimdir? Battalname diye destan yazılmış olan Battal Gazi’nin türbesi nerededir? Battalname nedir ve Battalnamenin konusu nedir? Battal Gazi’nin Külliyesi’nin özellikleri ve Battal Gazi’nin hikayesi nedir? Tüm merak edilen soruların cevapları detaylarıyla aşağıda yazılmıştır…

Battal Gazi, cesurdur, hiçbir şeyden korkmaz. Tek başına bir orduya karşı savaşır. Bizanslılar, Hıristiyanlar, İslam’ı kabul etmeyen bütün din mensupları, Mecusiler, ateşperest ve putpereslerle vuruşur. Hepsini İslam’a davet eder. Olağanüstü yetenekleri vardır, keramet gösterir.

Battal Gazi insanların yanında olağanüstü varlıklarla da; devler, cinler, gulyabanilerle de vuruşur. Bu savaşlar esnasında ona peygamber ve evliyalar yardım eder. Her savaş sonunda ganimetten pay almaz, ganimeti din uğruna savaşan askerlere dağıtır. Kendi sembolik bir şey alır. Örk yani Kılıç…

Battalnamenin konusu, 8. Yüzyılda Anadolu’da Emevilerin Hıristiyan Bizanslılara karşı açtığı savaşlarda Battal lakabıyla ün kazanmış bir Müslüman kumandanın kahramanlıkları anlatılmaktadır. Battalname, 8. yüzyılda Emevi-Bizans savaşlarında ün kazanan Arap komutan Battal Gazi’nin efsanevi yaşamı ve kahramanlıklarından oluşan halk öyküsüdür.

Battal Gazi ve yaşadığı dönem hakkında kaynaklar farklı bilgiler vermektedir. Emeviler Dönemi’nden 11. yüzyıla kadar tarih önerilmiş, doğum ve ölüm tarihleri hakkında da benzer yorumlar yapılmıştır. Bu değerlendirmeler arasında daha çok Battal Gazi’nin 8.yüzyılda Emeviler Dönemi’nde yaşadığı üzerinde durulmaktadır. Bizanslılara karşı yapılan savaşlarda hep ön planda gösterilmiş, özellikle bu kahramanlığı Bizans kaynaklarında da yer almıştır. A.Yaşar Ocak, Battal Gazi’nin 717-740 yılları arasında Emevilerin Bizanslılara karşı yürüttükleri mücadelelerde yer aldığını ve hem Müslüman hem de Hristiyan kaynaklara yansıyan efsanevi şöhretini bu sırada kazandığının kabul edilmesi gerektiğini söyler. Battal Gazi’den söz eden kaynaklarda onun özellikle Anadolu’da Kayseri, Malatya, Afyon ve Eskişehir ile Suriye bölgesinde faaliyet gösterdiği belirtilir. Ölüm yeri ve tarihi ile ilgili olarak farklı tarihler verilirse de O’nun Eskişehir Seyitgazi ilçesi yakınlarında şehit düştüğü ve şehit düştüğü yere defnedildiği, bu tarihin de 730 40 yılları arasında olduğu genelde kabul edilmektedir.

Battal Gazi sadece Türkiye’de değil, bütün İslam coğrafyasında kabul görmüş ve efsaneleşmiş bir karakterdir. Özellikle Türkler arasında büyük saygı görerek, gazi-velî ve alperen gibi benimsenmiş, bir bakıma Türkleştirilmiştir. Onun şehit düştüğü yeri I. Alâeddin Keykubad’ın annesi rüyasında görmüş, I.Gıyaseddin Keyhüsrev ise hanımının isteği üzerine buraya bir türbe ve cami inşa ettirmiş, böylece külliyenin temeli Selçuklu Dönemi’nde atılmıştır. Külliye Eskişehir ili Seyitgazi ilçesinin güneybatısındaki üçler tepesinin güneydoğusunda, eğimli bir araziye inşa edilmiştir. Külliyenin ilk yapıları Selçuklu Dönemi’ne ait olup, özellikle Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen yapılarla bugünkü şeklini almıştır.

Külliyede tek kubbeli cami, sekizgen planlı Seyit Battal Gazi Türbesi, Medresenin ana eyvanı olarak da kullanılan ve cenazelik katı olan Ümmühan Hatun Türbesi, tonoz ile örtülü Kadıncık Ana Türbesi, kubbe ile örtülü Mihaloğulları Türbesi, altta cenazelik katı olan ve kubbe ile örtülü Kesikbaşlar Türbesi, dikdörtgen planlı Çoban Baba Türbesi, kubbeli Türbedar Odası, Osmanlı Dönemi’nde büyük ölçüde yenilenen Ümmühan Hatun Medresesi, kubbelerle örtülü Bektaşi dergâhına ait odalar, kubbe ile örtülü iki çilehane odası, aşevi ve fırın bulunur. Bazı yayınlarda Cami, Battal Gazi Türbesi, Ümmühan Hatun Medresesi ve Türbesi’nin Selçuklu Dönemi’nde yapılmış olduğu belirtilmekle birlikte bunlar Osmanlı Dönemi’nde adeta yeniden yapılmış şekilde onarım görmüştür. Hemen bütün mekânlarının üzeri kubbe ile örtülü külliye, bugünkü görünümünü büyük ölçüde 15-16.yüzyılda almıştır.

Bazı bölümlerde yapılar, bazı kısımlarda ise duvarlarla çevrilen, külliyeye giriş kuzeydoğu ve güneybatıda yer alan iki kapı ile sağlanmıştır. Büyük ölçüde kesme taş ile inşa edilen külliyenin yapıları genel olarak ortadaki avlu etrafına sıralanmıştır.

BATTALNAME’den Bir Bölüm

Sünnilerden birisini seğirdüp Seyyid’e geldi, aydur, iy gaziler serveri halife senünçün dua kıldı didi. Seyyid bunu işidicek atınan sıçradı, aşağa indi, Halife’ye karşu yüz yire urdı, yine atına bindi, bir müddet silahşörlük gösterdi. Yitmiş iki lu’bile tarafeynden mütehayyir kıldı. hayran oldılar. Seyyid’ün yarenleri Halife’ye aytdılar; şah-ı alem işbu hünerler kim gösterür, kamusu Battal’dur, illa kim bu siyahdur. Halife ayıldı; Hak Taala kadirdür, her kimi kim dilerse Battal süretinde viribir kim lslama meded yitişe, Seyyid meydan içinde dururken yüz Kayser’e döndi, er diledi. Kayser leşkerinde bir er var idi, Körken Lavi dirlerdi. Seyyid beraber geldi, süngü havale kıldı. Seyyid anun süngüsün meneyledi, geldi kim kuşağından dutdı ve atından kapdı, başınun üstüne çevirdi, yire urdı, canı cehenneme ısmarladı. Anun ardınca Keşmiri dirler idi, anı da elma gibi atından kapdı, iki elin bağladı sünnilerden yana viribidi. Anun ardınca Karüni Sinan’ı gördi, anı dahi yıkdı, bağladı, alem dibine viribidi. Sünnilerden tebir avazı yidinci kat göğe irişdi. Ol gün yidi adı bellü pehlüvanı birer dürlü hünerle yıkdı, bağladı, sünnilere gönderdi. Andan sonra yitmiş seksen benam sanı adı bellü mürtedi, birer darb (ile) helak eyledi ayruk meydana kimse girmedi…

Battalnâme’nin bugün bilinen nüshaları arasında yazıldığı döneme ait olanı yoktur. Eldeki nüshalar daha sonraki dönemde yazılmışlardır. Bilinen en eski nüsha 840 (1436-1437) tarihini taşımaktadır (Arkeoloji Ktp., nr. 1455).15 Battalnâme, Darendeli şair Bakai (ö. 1785) tarafından 1183’te (1769) manzum olarak da yazılmıştır.

Battal Gazi Destanı (Battalnâme)

  • 8. yüzyılda Arap – Bizans savaşlarında ün kazanan, Türkler arasında Seyyid Battal Gazi adıyla benimsenmiş bir Arap komutanın efsanevi yaşamı çevresinde oluşan bir destandır.
  • Battal (Arapça kahraman anlamına gelir) Gazi’nin asıl adı Abdullah’dır.
  • Destanda bir tarafta Bizans kayseri, diğer tarafta İslam dünyasının halifesi vardır. Kayser, sık sık ordu hazırlayıp Malatya üzerine sefer düzenler. Kayserin arkasında her defasında çok güçlü bir ordu vardır. Ancak Battal Gazi önderliğindeki İslam ordusuna her defasında yenilirler.
  • 8. yüzyıldaki Arap – Bizans savaşları dışında, 9. yüzyılda Malatya’da kurulan Arap emirliğinin Bizans ordularıyla yaptığı savaşları, 10. ve 11. yüzyıllardaki bazı tarihsel olayları da içine alan ve bunları Battal Gazi’ye mal eden Battalnâme, İslam dininin Anadolu’da yayılışı ile ilgili izler taşımaktadır.
  • Arap destanı “Zâtü’l-Himme”, Bizans destanı “Digenis Akritas”ta da aynı olaylar destanlaştırılmıştır.
  • Türklerin Müslüman olmalarından sonra Battal Gazi destan tipi Türkleştirilmiş önceki destanlardan olaylarla zenginleştirilmiş ve Türk anlatım geleneği içine alınmış, millî bir destan kimliği kazanmıştır. 12. ve 13. yüzyıllarda Battalnâme adı ile nesir biçiminde yazıya geçirilmiştir.
  • Türkler tarafından çok sevilmesinin sebebi, Battal Gazi’nin İslamiyet’in yayılması uğruna kahramanlık göstermesinden ve kahramanlığın mekânının Anadolu olmasından kaynaklanıyor görünmektedir.
  • Battal Gazi Destanı’nda Battal Gazi’nin Hindistan’a ve Kaf Dağı’na gitmesi ve oralarda pek çok doğaüstü unsurla mücadelesi gibi hayali maceralar da vardır.
  • Destanın başındaki rivayete göre Cebrail, Hz. Muhammed’e gelerek kendisinden iki yüz yıl sonra bir yiğidin geleceğinden ve Rum diyarını fethedeceğinden söz eder.
  • Destanın başında ayrıca başta dört halife dönemi olmak üzere İslam tarihinin önemli olayları kısaca özetlenir; Battal Gazi’nin soyu Hz. Muhammed soyuna (Seyyid) dayandırılır ve silsilesi ortaya konur.
  • Battal Gazi, Hz. Muhammed sayesinde bütün dilleri konuşabilen biridir, bu özelliğiyle keşiş kılığına girerek Hristiyanlar arasında rahat rahat dolaşır. Destana göre Allah, Battal Gazi’ye birçok üstün özellik vermiştir. Âdem peygamberin iki bölük saçı, Davud peygamberin zırhı, İshak peygamberin zırhlı örtüsü, Hz. Hamza’nın bütün silahları Battal Gazi’ye ulaştırılmıştır. Ayrıca Aşkar adlı bir de atı vardır ve ata bu isim Allah tarafından verilmiştir.
  • Battal Gazi Destanı Anadolu’da oluşan destan zincirinin ilk halkasıdır. Diğer Anadolu Türk destanları olan Danişmendnâme ve Saltuknâme’ye kaynaklık etmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.