UZAY BİLİMLERİ VE MİMARLIK

Mimarlık… Bu kelime size ne anlatıyor? Okuduğunuzda gözünüze hangi imgeler geliyor? Hadi bir soru daha ,”uzay” kelimesi hakkında olsun… Bu kelime peki sizi dünyadan ne kadar uzaklaştırabiliyor? İki olgusal kavramı ilk defa bu kadar göreceli bir şekilde ele alalım. Hepimiz dünya gezegeninin üzerinde birer yaşam alanına sahibiz. Şimdi size hayatım boyunca yüzde yüz emin olabileceğim bir şeyi söyleyeceğim. Hepimiz şu anda dünya üzerinde bir yaşam alanına sahibiz. Herhangi bir başka yerde değil. Hepimiz aynı atmosferde yaşasak bile , aynı çatı altında yaşamıyoruz, iklimlerimize bağlı olarak bitki örtülerimiz ve yaşadığımız zeminler farklı, dünyanın bir tarafında kimisi yüksek kaliteli malzemeli evlerde yaşarken kimileri de diğer bir tarafta bambu ağaçları ile hızlıca yapılıp bozulabilecek shelterlarda(barınaklarda) yaşıyorlar. Kimileri orta kalite evlerinin depreme dayanıklılığını sorguluyorlar. Etrafımızda gördüğümüz her şey-evet dünya gezegeninden bahsediyorum- birer problem çözümüdür. Bu problemlerin çözümüne tasarım denir.

Birşeyin güzel olması tasarımla sonuçlanmaz, ama sık sık tasarım güzellikle sonuçlanır. Ama konumuz güzellik değil. Problemler hakkında konuşmak isterim; problemlerin en güzeli, sizin için daha iyi olacak olanı bulma çabasıdır. En güzel problem çözümleri ise temelinde insan hayatını ve sağlığını ön plana çıkarır. Evinizde veya bunları okurken herhangi bir kapalı ortamdaysanız-açık da olur- bir etrafınıza bakın, yanı başınızdaki kitap birçok bilgiyi bir arada tutabilmek için kağıtlar küçük bir santimetrekarede üst üste birleştirildi, etrafınızdaki camlar güneşin radyasyonunu bir nebze geçirebilmek ve içeriye ısı ve ışık olarak geçirebilmek için stratejik olarak konumlandılar, tüm bunlar için saydam olmaları gerekiyordu, bu sayede gündüz kazandığımız güneş enerjisini hem pencerelerin ,mevcutsa, hem de güneş panellerinin iş birliğiyle 24 saat hizmetimizde tutabildik.

Hatta güneşin ısı enerjisini boğucu sıcaklarda kullanabilmek için panellerle elektriğe çevirdik ve klimalarla buz gibi ortamlar elde ettik. Eviniz belli bir alanda olabileceği için , evlerimizin alanları enlemesine değil ,boylamasına bir gelişim gösterdi. Birbirinin ardınca yükselen kütleler biz yürüdükçe bizi yükseltti ve daha kısa mesafelerle biraz daha yükselip daha fazla metrekareler kullanabilmeye başladık; bunlara Türkçemizde merdiven dedik. Doğal ışığı aynı bir para gibi idareli kullanmamız gerekti. Çünkü oturma odalarımız karanlıkken ıslak hacimlerimiz (tuvalet banyo) öylece aydınlık olamazdı. Elimizde tuttuğumuz bardaklar avuç içimizin ovalliğinden yola çıkılarak yapılmış bir tasarım iken üzerinde gördüğünüz desenler bir dekordur-tasarımın aksine- aslında. Bizim bu tasarımları bu kadar basit anlatabilmemiz ,ne kadar yerinde olduklarını da gösteriyor. Ludwig Mies van der Rohe’nin de  dediği gibi;”Az, çoktur (Less is more)”. Tüm bunları yaparken güneş, rüzgar, nem ,toprak (ateş, su, hava ve toprak) ile iş birliği yapmamız aynı zamanda da onlara meydan okumamız gerekti. Belki de DNA’mızda kayıtlı avcı toplayıcı genlerimizi bu denlice tatmin eden meydan okumalar da bunlardı. Hayatta kalma amacında yapılan içi dolu uğraşlar. Mimarinin Stonehenge’den, Göbeklitepe’den, Mısır Piramitlerinden  beri getirdiği çözümler hayatımızı anlamlı hale getirdi. Bunun üstüne hayatlarımız da mimariyi daha anlamlı kıldı. Bunun sonucunda oluşan yaşam alanlarımız uzayda belli bir yer kapladığı için uzay geometrisi üzerinde inceleyebiliyoruz. Eni , boyu ve yüksekliği olan algılayabildiğimiz her şey aslında bu geometriye dahil. Sonuç da şu ki, uzaydan başka bir yerde yaşamıyoruz! Dünya olarak hiçbir yerin dışında kalmış değiliz. İyi haber şu ki hala uzayda olduğumuz için oluşacak yeni yaşam alanlarımız en, boy ve yükseklikten bağımsız değil. Ama uzay zamanı büken üzerinde canlı yaşamına uygun ve bir atmosfere sahip olan gezegendeki meydan okumalarla , nispeten daha ince atmosferi olan , daha farklı bir zemine sahip kızıl bir gezegenin meydan okumaları ve doğasıyla kurulacak işbirlikleri tabi ki de aynı olmayacaktır.

Bu büyük kısmı kraterlerle dolu, atmosferi olmayan ve yerçekimi dünyadakine oranla 1/6 olan Ay’ımız için ve içinde yerçekimi olmayan bir mekan olduğundan dolayı yukarı ve aşağı kavramlarından ari-kafanızın üzerinde masa olduğunu düşünün ama altınızdaymış da aynı zamanda- International Space Station (Uluslararası Uzay İstasyonu) için de geçerlidir. Tüm bunları, mekanların nasıl kurgulanacağını , insan fizyolojisini ve biyolojisini ,hatta psikolojisini , hatta uzay kıyafetlerinin de dış ortamda nasıl minik bir mimari ürüne (yaşam alanına) dönüşebilecekleri üzerinden konuşacağız.

Sonuç olarak mimarinin hayatımızdaki sorunlara nasıl çözümler bulduğunu dünya-uzay-mimari bağlamında konuşursak, gelecek nesillere ve gelecek yıllara hem mimari hem de uzay bilimleri hakkında önemli bir vizyon katacağımızı düşünüp hayatlarımıza farklı bir açıdan bakabiliriz.

2.bölümde gelecek yıllarda uzay araştırmalarında bizi hangi challenge’ların (meydan okumaların) ve buna insanoğlunun aynı doğada çözüm bulur gibi buralarda da nasıl çözümler bulacağı hakkında konuşacak ve bir mimar olarak fikirlerimi paylaşacağım. Zamanını benimle paylaştığın için teşekkürler. 2.bölümde görüşmek üzere!

RELATIONSHIP BETWEEN SPACE SCIENCES AND ARCHITECTURE

Architecture … What does this word tell you? What do you imagine when you read this word? Let’s have one more question about the word “space” … How far can this word take you from the earth? Let’s consider two factual concepts in such a relative way for the first time. We all have habitats on planet earth. Now I’m going to tell you something. I can be 100 percent sure of in my life that we all have a living space on the Earth right now. Not anywhere else. On the Earth. Even if we all live in the same atmosphere, we do not live under the same ceiling, our vegetation and floors are different depending on different climates, some live in high-quality houses on one side of the world, while others live in shelters (shelters) that can be built and deteriorated quickly with bamboo trees. Some question the earthquake resistance of medium quality homes. Everything we see around us – yes I’m talking about Planet Earth – is a problem solution The solution to these problems is called design.

Being beautiful does not result in design, but often design results as “beauty”. But our topic is not the beauty. I would like to talk about the problems; The best of the problems is the effort to find what works better for you. The best problem solutions, on the other hand, bring human life and health to the foreground. If you are in your home or in any indoor environment while you are reading – it would be open space – look around, the book next to you can hold a lot of information together, the papers are put top on each other in a small square centimeter, the windows around you are strategic to pass the sun’s radiation to a bit and pass it through as heat and light. They had to be transparent for all of these, so we were able to keep the solar energy we gained during the day at our service 24 hours a day, with the cooperation of both windows, if available, and solar panels. In fact, we turned the heat energy of the sun into electricity with panels in order to use it in suffocating heat and we achieved ice-cold environments with air conditioners.

Since your home can be in a certain area, the areas of our houses have developed longitudinally, not transversely. The masses rising one after the other raised us as we walked, and we started to be able to use more square meters with shorter distances. We called them “stairs” in English. We had to use natural light sparingly, just like money. Because when our living rooms were dark, our wet areas (toilet, bathroom) could not just be light. While the glasses we hold in our hands are a design based on the ovality of our palms, the patterns you see on them are a decoration – unlike the design – actually. The fact that we can describe these designs so simply shows how appropriate they are. As Ludwig Mies van der Rohe said, “Less is more”. In doing all this, we had to cooperate with the sun, wind, moisture, earth (fire, water, air and earth), as well as challenge them. Perhaps these were the challenges that satisfy our hunter-gatherer genes embedded in our DNA to this extent. Strenuous efforts made for the purpose of survival. The solutions that architecture has brought since Stonehenge, Göbeklitepe and the Egyptian Pyramids have made our lives meaningful. On top of that, our lives made architecture more meaningful. Since our living spaces formed as a result of this occupy a certain place in space, we can examine them on space geometry. Everything we can perceive, including its width, length and height, is actually included in this geometry. The bottom line is that we don’t live anywhere but space!. The good news is that since we are still in space, our new living spaces that will emerge are not independent of width, height and height. But the challenges on the planet, which has an atmosphere and an atmosphere suitable for living life on the space-time-bending planet, and the challenges and nature of a red planet with a relatively thin atmosphere and a different ground, will of course not be the same. This is mostly for our Moon, which is full of craters, has no atmosphere, and gravity is 1/6 compared to the earth. Also let’s think about a livingX space without gravity, imagine that you have a table above your head, but also below you, for example ;International Space Station .We will talk about all these, how spaces will be constructed, human physiology and biology, even psychology, and how spacesuits can turn into a tiny architectural product (tiny living space) in the external environment.

As a result, if we talk about how architecture finds solutions to the problems in our lives in the context of world-space-architecture, we can look at our lives from a different perspective, thinking that we will add an important vision about both architecture and space sciences to future generations and future years.

In chapter 2, I will talk about which challenges and how human beings will find solutions to them in space exploration in the coming years, and I will share my ideas as an architect. Thanks for sharing your time with me. See you in chapter 2!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.